<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245</id><updated>2011-04-22T01:49:49.058+03:00</updated><category term='Gençlik kampı'/><category term='Duyuru'/><category term='Afyon'/><category term='Nazım Hikmet'/><category term='ADK'/><category term='ADD'/><category term='Kocatepe'/><category term='Cumhuriyet'/><category term='ADT'/><title type='text'>Trakya Koleji ADK</title><subtitle type='html'>Tekirdağ\Çorlu Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü
Cumhuriyeti ve Atatürk ilkelerini sonuna kadar savunmak için...
Atatürk'ü putlaştırmak için değil, anlamak için...
Dünyaya mâl olan Kemalizmi yaşam biçimimiz kılmak için
BİZLER BURADA OLACAĞIZ!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>53</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-629270447095409399</id><published>2009-01-18T17:14:00.001+02:00</published><updated>2009-01-18T17:16:58.993+02:00</updated><title type='text'>Uğur Mumcu'yu anıyoruz...</title><content type='html'>24 Ocak tarihinde demokrasi şehidimiz Uğur Mumcu'yu anıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Mumcu’dan mektup var!  Tam 15 yıl 2 gün önce kalleşçe öldürülen Uğur Mumcu, 25 Ağustos 1975’te “Sesleniş” isimli o meşhur yazısını yazmıştı. Cumhuriyet devrimi yolunda ölenlerden söz ediyor ve (Zülfü Livaneli’nin o dönemde çok bilinen şarkısının sözlerinden yola çıkarak), onların ağzından “Unutma bizi” diyordu...Dün Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Uğur Mumcu anısına Konya’da düzenlediği “Cumhuriyet Devrimleri ve Şehitler” konulu konferansın konuşmacısıydım. Konya’ya gitmeden önceki son gece, rüyamda Uğur Abi’yi gördüm...Heyecanlanıp, “Abi... Oralardan Türkiye’nin bugünkü hali nasıl görünüyor? Eğer o yazıyı bugün yazsaydın, neler derdin” dedim... Rüyanın gerisini hatırlamıyorum ama ertesi sabah bilgisayarımı açtığımda “umumcu@ötedunya.com”dan gelmiş bir mektubun beni beklediğini gördüm.Uğur Abi beni kırmamış ve bugünkü duygularını paylaşmıştı...İşte o mektup:***“Sesleniş (2)Vurulmuştuk, asılmıştık öldürülmüştük...Bizim de sevdalarımız, hırslarımız, zaaflarımız vardı...Biz de bilirdik, tuttuğumuz taşı altına çevirmeyi!Ama zor bir işe soyunduk ve bu dibi delik dünyayı adam edebileceğimizi düşündük!Bunun için de binlerce genç yürek, el ele verdik...Ölüp gidebilirdik; göze almıştık bunu...Tek korkumuz unutulmaktı; o yüzden ‘unutma bizi’ demiştik sana...Ama sen küçük çıkarların peşine düşüp, bizi unuttun ey halkım, affetmem seni!***Yoksulluğun bükemediği bileklerimize takılan çelik kelepçelere aldırmadık...İşkence hücrelerinde çektiğimiz acılar yakmadı canımızı, senin yaktığın kadar! İsteseydik, bizim de diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanabileceğimizi... Ama bunu yapmadığımızı...Senin pırıl pırıl bir dünyada yaşamanı sağlamak için öldüğümüzü unuttun ey halkım...Hain güçlerin oyuncağı ettin kendini...Beyaz camdan, gazetelerden, sinemalardan yaptıkları dolduruşa kandın...Nereden geldiğini, kim olduğunu, neler yapabileceğini düşünmedin uzun bir zamandır...Sana söylenen her yalana inandın...İşte biz asıl, senin bu hallere düştüğünü görünce öldük ey halkım, affetmem seni... ***Fidan gibi genç kızlar, bugün bir metrekare bez parçasıyla kafese kapattı, geleceğimiz kadar parlak saçlarını...Hayat, şakırdayan bir şelale gibi değil; doldurulmaktan korkulan bir beyaz defter sayfası gibi duruyor önlerinde...En az bizim kadar saf ve temizler...Onlar da yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında...Onlar da işkencecilerin acımasız ellerine terk edilmiş halde...Ama bizden tek farkları, bunun farkında bile olmamaları!Çünkü küçücük yürekleriyle direnebileceklerini asla öğretmedin onlara...Bu yüzden yobazın, din tacirinin suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançla fırlatıp atamıyorlar duygularını. Biz bu teslimiyet için mi can verdik ey halkım, affetmem seni!***Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Sırf sen eski karanlık günlere dönme diye...Sırf zincirlerini kır, insan gibi yaşa diye...Ölmeyi bile göz alıp, ölmüştük sonunda...Hiçbir zaman; Kemalizm’i anayasadan çıkarmaya çalıştıklarında seyirci kaldığın o günkü kadar ölmemiştik ama!‘Özgürlük’ diyerek, ‘demokrasi’ diyerek kırmızı beyaz bayrağı yeşile boyamak isteyenlere kandın ey halkım, affetmem seni!***Egemenliğimiz; ABD Başkanı’nın iki dudağı arasında artık...Ülkemizi savunmak için bile izin almamız gerekiyor o şımarık işgalciden...Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmek değil miydi senin görevin oysa? Sen bunu bile sineye çektin, kabullendin, isyan etmedin... Kurtuluş Savaşı kahramanlarına ihanet edenlere seyirci kaldın ey halkım; affetmem seni!***‘Birinci vazife’ni unuttun ey halkım...Aziz vatanın bütün kaleleri zaptediliyor tek tek... Bütün tersanelerine giriliyor!Ülkemize can veren dev şirketler, en değerli araziler, bankalar, sakallı-kefiyeli Arap şeyhlerine satılıyor ‘babalar gibi!’Millet, fakr-ü zarurete düşmüş; resmi yoksul sayın, 12 milyon kişi...Hepsi, iktidarın dağıtacağı üç-beş çuval kömüre, erzağa muhtaç!Sen, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifeni unuttun ey halkım; affetmem seni!***İşte bu yüzden, biz şimdi burada yastayız...“Madem böyle olacaktı, biz neden öldük o zaman” diye hayıflanıyorsak; namerdiz!Sadece; “Ah... Biz hâlâ yaşıyor olmalıydık” diye isyan içindeyiz ey halkım, affetmem seni... Affetmem seni... Affetmem seni...” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetevatan  M.Mutlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-629270447095409399?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/629270447095409399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=629270447095409399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/629270447095409399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/629270447095409399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2009/01/uur-mumcuyu-anyoruz.html' title='Uğur Mumcu&apos;yu anıyoruz...'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4447485454649816909</id><published>2008-12-31T17:03:00.002+02:00</published><updated>2008-12-31T17:06:43.974+02:00</updated><title type='text'>Hoşgeldin 2009</title><content type='html'>Yeni yılın Türk milletine hayırlı olmasını;sağlık,huzur ve mutululuk getirmesini dileriz.&lt;br /&gt; Yeni yılda da Kemalizmin ışığında verdiğimiz aydınlık mücadelesini devam ettireceğiz.&lt;br /&gt; Özel Trakya Lisesi Atatürkçü Düşünce Kulübü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4447485454649816909?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4447485454649816909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4447485454649816909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4447485454649816909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4447485454649816909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/12/hogeldin-2009.html' title='Hoşgeldin 2009'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-3583709055233829182</id><published>2008-12-21T12:46:00.003+02:00</published><updated>2008-12-21T12:52:56.226+02:00</updated><title type='text'>Öğretmen Asteğmen Kubilay'ı Anıyoruz...</title><content type='html'>1906 yılında İzmir'de doğan Mustafa Fehmi, İzmir Öğretmen Okulunda okurken Kubilay adını aldı. Öğretmen olduktan sonra çeşitli yerlerde görev yaptı. 1929 yılında vatani görevini yapmak üzere askere alındı. Kubilay, Cumhuriyete, Atatürk İlke ve Devrimlerine yürekten bağlı bir Türk Genciydi. Devrimleri korumak uğruna şehit olduğunda henüz 24 yaşındaydı. ŞEYH ESAT VE YANDAŞLARIOlay,zamanın Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Esat ve yandaşları tarafından planlanmış ve Menemende uygulamaya konulmuştur. Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim’in yönlendirdiği Manisa tarafından gelen, dördünün adı Mehmet ikisinin de Hasan olan yobazlar; 23 Aralık 1930 da sabah namazından sonra camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışırlar. Katılmak istemeyenlere 70 bin kişilik bir Halife Ordusunun beklediğini ve onların öncü olduklarını belidirler. İstedikleri şeriattır. Karşı çıktıkları Cumhuriyettir, Atatürk ilke ve Devrimleridir.BİZE KURŞUN İŞLEMEZBöylece tekbir getirerek sancağın etrafında dönmeye başlarlar. “Şapka giyen kafirdir, din elden gidiyor, saltanatı geri getireceğiz” diyerek bir isyan hareketi başlatmak isterler. Menemen’de yedek subay öğretmen olarak görev yapmakta olan Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine gelir. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına yobazların arasına girip, sert bir davranışla teslim olmalarını ister. Yobazlardan biri ateş ederek Kubilay’ı yaralar. Karşıdan bunu gören askerler ateş açarlar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır. Bu yüzden yobazlara tesir etmez. Böylece: "bize kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalışırlar.KUBİLAY'IN ÖLÜMÜDerviş Mehmet isimli yobaz yaralı olarak kaçmaya çalışan Kubilay’ı ensesinden bir bağ bıçağı ile keserek başını bayrak direğine asar. Bu sırada Şevki ve Hasan isimli mahalle bekçileri yobazlara ateş açarlar. Çıkan silahlı çatışmada gericilere ateş açan bel vurularak öldürülürler. Olay, alaydan gelen takviye birliklerince bastırılıp elebaşları öldürülür. 30 Aralık’ta Bakanlar Kurulu Kararıyla Menemen, Manisa ve Balıkesir’de sıkıyönetim ilan edilir.DİVANI HARP MAHKEMESİGeneral Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divan Harp Mahkemesinde 41 kişi suçlu görülerek çeşitli cezalara çarptırılır 36 sanık hakkında ise idam cezası verilir, Ölüm cezası verilenlerden bazıları yaşı küçük veya çok yaşlı olduğu için idam cezasından kıırtulur. 28 kişi ise 3 Şubat 1931 de Menemen’de kurulan dar ağaç asılarak idam edilirler.Görüldüğü gibi bu olay çok büyük bir kitle hareketi, bir toplu isyan değildir. Halkın büyük bir çoğunluğu olaylara hiç karışmamıştır. Karışan suçlular da yargılanarak en ağır cezalara çarptırılmışlardır. Zaten bu kişilerin büyük bir kısmı da Menemen’li değildir. Eylemi başlatanlar o sabah Menemen’e dışardan gelen kişilerdir. GAZİ'NİN ORDUYA TAZİYENAMESİMenemen’de ahiren vukua gelen irtica teşebbüsü esnasında Zabit Vekili Kublay Beyin vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kubilay Beyin şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tavripkâr bulunmaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hâdisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen; dahilî her politika ve ihtilâfın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur. Menemen’de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilânın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman Zabit Vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast telâkki ettiği ve mütecasirlerle, müşevvikleri, ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz bu mes’eledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkile yerine getirmeğe matuftur. Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kublay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. Reisicumhur Gazi Mustafa KemalİSMET İNÖNÜ'NÜN MESAJI“Kubilay devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına kuvvet hesabı yapmayan bir idealist vatanseverin örneğidir. Kubilay, millet yolunda canını her an fedaya hazır olan gelenekse Türk yaradılışının müstesna bir abidesidir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaprak düştü 1930'da&lt;br /&gt;Yemyeşil,körpe,gencecik&lt;br /&gt;Menemen civarlarında&lt;br /&gt;Sadece yirmi dört yaşında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaprak daha düştü bugün&lt;br /&gt;Yobazlar nasıl kıydı sana&lt;br /&gt;Toprağı boyadılar ala&lt;br /&gt;Oysa sen onları sadece uyarmıştın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaprak daha düştü yarınlara&lt;br /&gt;Gençler uyutulmuş,senden bir haber&lt;br /&gt;Tarih kitaplarında adın geçmez olmuş&lt;br /&gt;Halbuki sen,bizim için vermiştin canını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubilaylar ölmedi, Kubilaylar ölmez, Kubilaylar ölmeyecek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİTİNG DUYURUSU&lt;br /&gt;"Kubilay’ı Anma Gününde Menemen’de Buluşalım" Saat 10:00’da başlayan "Kubilay’ı Anma" resmi törenlerinden sonra 23 Aralık 2008 Salı günü 12:30-15:30 saatleri arasında Menemen Büyük Park Önü meydanında miting yapılacaktır.Tüm Atatürkçü dostları bekliyoruz.&lt;br /&gt;Atatürkçü Düşünce Derneği&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-3583709055233829182?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/3583709055233829182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=3583709055233829182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3583709055233829182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3583709055233829182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/12/1906-ylnda-izmirde-doan-mustafa-fehmi.html' title='Öğretmen Asteğmen Kubilay&apos;ı Anıyoruz...'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4590656712547000595</id><published>2008-11-01T12:58:00.002+02:00</published><updated>2008-11-01T13:01:20.586+02:00</updated><title type='text'>Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  Atatürk gençliği olarak Cumhuriyetimizin 85.yılında da görev başındayız.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  Cumhuriyetin ve devrimlerin bekçisi....&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  Bağımsızlığın kendisiyiz...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  Cumhuriyet kazanımlarından vazgeçmemeye kararlı Türk ulusunun CUMHURİYET BAYRAMINI kutlarız....&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4590656712547000595?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4590656712547000595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4590656712547000595' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4590656712547000595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4590656712547000595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/11/cumhuriyet-bayram-kutlu-olsun.html' title='Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-5463077141534686747</id><published>2008-10-04T18:42:00.004+03:00</published><updated>2008-10-04T18:51:26.065+03:00</updated><title type='text'>Terörü Lanetle Kınıyoruz</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;Bugüne kadar iki defa bölücü terör örgütünün saldırısına uğramış Aktütün Karakolu dün gece yine hainlerin hedefi olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt;Hain saldırılar sonucunda 15 Askerimiz şehit olmuş,21 askerimiz de yaralanmıştır.Operasyonlarda 23 terörist ise ölü olarak ele geçirilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt;Aynı topraklarda kardeşleri birbirine düşürmek isteyenler bilmelidirki başaramayacaktırlar.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt;Dış güçlerden aldığı paralarla geçinen terör örgütü bilmelidir ki şerefli Türk milleti vatanından vazgeçmeyecektir.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt;Atatürk gençliği olarak bizler hain saldırıyı ve terörün her türlüsünü nefretle kınıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;Saldırıda şehit düşenlere Allah'tan rahmet ailelerine sabır diliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt; Türk milletinin başı sağolsun.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt;Özel Trakya Lisesi Atatürkçü &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#ff0000;"&gt;Düşünce Kulübü&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-5463077141534686747?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/5463077141534686747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=5463077141534686747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5463077141534686747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5463077141534686747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/10/terr-lanetle-knyoruz.html' title='Terörü Lanetle Kınıyoruz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-5692572070965058343</id><published>2008-09-12T19:32:00.002+03:00</published><updated>2008-09-12T19:47:43.406+03:00</updated><title type='text'>Dil Bayramı Kutlu Olsun</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  Türk demek Türkçe demektir.Ne mutlu Türküm diyene.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  İşte böyle diyordu Mustafa Kemal Paşa....&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  Bizler Türk gençliği olarak Türkçe giderse Türkiye'de gidecektir,diye düşünmekteyiz.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;   Biliyoruz ki Türkçe'ye sahip çıkmalıyız.ODTÜ'de öğrenci toplulukları yaptığı araştırmalarda bazı kelimelere Türkçe karşılıklarını bulmuştu.İşte o kelimeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;web: ağ. viraj: dönemeç. tripleks: üç katlı. trend: eğilim. transparan: saydam. trekking: dağ yürüyüşü. şov: gösteri. printer: yazıcı. prodüksyon: yapım. deep-freeze: derin dondurucu. defans: savunma. dejenerasyon: yozlaşma. deklârasyon: bildirge. dekont: hesap belgesi. demonstrasyon: gösteri. dijital: sayısal. call center: çağrı merkezi. catering: yemek hizmeti. çip: yonga. bariyer: engel. bodyguard: koruma. brick game: tuğla oyunu. brifing: bilgilendirme. absürt: saçma. adaptör: uyarlayıcı. adisyon: hesap. akualand: su bahçesi. antre: giriş. aroma: hoş koku&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; Bu kadar güzel sözlerimiz varken dilde Türkçülüğü savunanlar olarak yabancı dil özentiliğini bırakmaya davet ediyoruz.Türkçe tabelalar istiyoruz.Vatandaşı Türkçe'ye davet ediyoruz.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; 26 Eylül Dil Bayramı Kutlu Olsun...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-5692572070965058343?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/5692572070965058343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=5692572070965058343' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5692572070965058343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5692572070965058343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/09/dil-bayram-kutlu-olsun.html' title='Dil Bayramı Kutlu Olsun'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-8385372399205666877</id><published>2008-09-12T19:14:00.001+03:00</published><updated>2008-09-12T19:30:44.540+03:00</updated><title type='text'>Özde Türkçe Sözcükler</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Bek &gt; Pek : sıkı, sağlam, katı Pekiştirmek: Sağlamlaştırmak, pekitmek, katı hale, yoğun hale getirmek.Türkçe olan bu kökten türeyen kimi söcükler;Peksimet: Nişanyan'da kökeni tam verilememiş, yine oraya buraya çekmeye uğraşmış.Peksimet sözcüğü "bence"; Peksi + etmek (ekmek) sözcüklerinden geliyor. =&gt; Peksietmek: Peksi; pek gibi, sertvari, katıcıl ekmek türü. Petsi etmek oğurla; peksimet olmuş.Bizim Türkmen köyünde sert biçimde yapılan ve sütle ya da şekerli suyla yumuşatarak yenen ve öz be öz Türkmen ekmeği olan bir tür ekmeğe "Beksimet" derler, bunu ordan burdan almış olma olasılığımız Nişanyan'ın tarafsız olma olasılığıyla eşittir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Pakt, Bant (bend) sözcükleri de Türkçe Ba- (bağlamak) kökünden gelir;Türkçe ; Ba-; &lt; ekiyle =""&gt; Bag (bağ)Bag'dan adlardan eylem türeten -la ekiyle =&gt; Bagla- .Bag; bağlanmış şey demektir ki ingilizce'deki "Bag" Flamanca'daki "Pak" Türkçe Bag'dan gelir, anlamları "bohça, çıkın"dır, bugün "çanta" anlamında da kullanır ingilizler, yine Frenkler Pak sözcüğüne küçültme eki olan -ette (-et) takmışlar küçük bohça anlamında "paket" sözcüğünü uydurmuşlar.Kökeni Türkçe'dir.Ban- : Ba- eyleminin dönüşlü biçimidir, Ban- ; bağlan, sarın, dolan-, sarmalan- anlamlarına gelir, ettirgen biçimi de  ; Banıt- ya da Bant-'tır; tıpkı Yont-, Çent- gibi...Bant: öz be öz Türkçe'dir, ba- : bağla'nın dönüşlü etirgen biçimidir, sarmalanmak, dolanmak, anlamına gelir.Kam: Kam &gt; Kamuğ (kamu) ; hep, bütün, tüm  demektir öz Türkçe'dir.Nasıl ki Türkçe "Kan" sözcüğü Farsça'ya ve diğer dilere "Han" olarak geçmiş ise, öz Türkçe "Kam" sözcüğü de Farsça'ya ve diğer hint-avrupa (tamamen uydurma bir kuramdır, norveççe ile tacikçenin ne ilgisi var?) "Ham-Hem" diye geçmiştir.Diğer sözde hint-avrupa dillerine geçen türevleri =&gt; Farsça "Ham" , Yunanca "Homo"dur.Latince "Con-Com" da Türkçe Kam'dan başkası değildir.Türkiye Türkçesindeki "Hep-Hepsi" Azerice'de "Ham-Hamısı" biçimindedir, diğer Türk dillerinde de Kam Kamu sözcükleri kullanılır.Azerice Hamı, Türkçe Hemi &gt; Hepi &gt; Hepsi &gt; Hep gibi bir evrilime uğramıştır.Hamısı &gt; Hemisi &gt; Hepisi &gt; Hepsi ...&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yine Türkçe olan Kamun (toplucak, kambirge, hep beraber) sözcüğü de piç dil Latince'ye Common olarak geçmiştir, bugün diğer Türk dillerinde, Kamun (Kamın) hepberaber, hep birlikte anlamında kullanılır, Azerice'deki biçimi Hamıncak-amın'dır, örnek; "Hamın gedek" (kamun gedek, hep beraber gidelim) gibi...Latince de Osmanlıca gibi uydurma ve kırma bir imparatorluk dilidir, tüm imparatırlouk dileri gibi uyduyrma olduklarından, kırma olduklarından da yine tüm imparatorluk dilleri gibi ölmüşlerdir.Latince'de sanılansan çok daha fazla Türkçe sözcük vardır, Yunanca için de aynı durum söz konusudur.Yunanca olduğu savlanan Polic okunuşu Polis sözcüğü de Türkçe'dir.Bildiğiniz gibi eski Türkçe'de ; şehir, kent anlamına gelen sözcük Balık'tır.Bu öz Türkçe sözcük devlet nedir şehir medeniyeti nedir bilmeyen Yunanca'ya geçmiştir doğal olarak, ancak Yunanca denen ses yoksunu kıt dilde Türkçe'deki Iı olmadığı için Balık sözcüğündeki Iı mecburen İi'ye dönmüştür, ve Balık olmuştur &gt; Bolik Bolik sözcüğü de oğur içinde, Bolik &gt; Polik dönüşümüne uğramıştır,Yunanca ve Latince'de çok görülen bir galat-ı meşhur (genel yanlış) vardır, Yunanca ve Latince'de İnce seslilerle Cc harfi kullanılır ve K okunurdu, kalınlarka K kullanılırdı, a ve u ile de Q kullanılırdır.Buradan da anlıyoruz ki Polic sözcüğündeki C harfi S değil, Yunanca ve Latince'nin kendi öz kuralarına göre K okunmalı çünkü Polic'teki son ses İi yani ince, demek ki bu sözcük eski Yunanca'da Polis değil Polik idi, bu durum kimi Yunanca sözcülerde de görülür, Yunanlılar atalarının dilini bile bilmezler, meselâ Yunanca Kinema : Hareket kökünden gelen ve aslında Kinema olan sözcük nasıl ki Sinema olmuşsa, Polik de aynı galat-ı meşhur ile Polis olmuş, bu C'lerin S okunması olayı çok yenidir ve batılıların uydurmasıdır, ne yunanlar ne de latinler C'leri S okumamıştır, her oğur C'ler K okunur ve ince seslilerle kullanılır.Balık &gt; Bolik &gt; Polik &gt; uydurmayla Polis Bu durumda uyduruk fantastik tarih ve dil uyduran batılılara önerim yine Türkçe Kam sözcüğünü de Latince'de Kom değil Som okusunlar, yazılışı Com'dur çünkü.Yine Barınmak eyleminden gelen; "Bark" ; içinde barınılan yer, mesken, kale, surlarla çevrili mekan sözcüğü diğer dillere şu biçimlerde geçmiştir;Frenkçe'ye =&gt; bourg  ; kale, surla çevrili kent Cermen dillerine =&gt; burg - borgArapça'ya =&gt; burc (yedi yıldızlı meşhur konukevi Burc'el Arab: Arap Burcu-Kalesi)Aramca'ya =&gt; burgaYunanca'ya =&gt; pirgosHint-İran dillerine =&gt; PurBiçiminde girmiştir, ne hikmetse tüm bu dillerde ilgili sözcüğün kökeni yoktur, oysa Türkçe'de Bark ; içinde barınılan yer, kale, surlarla çevri yer demektir.Köktürk döneminde etrrafı çevrili hane, türbe anlamlarında da kullanıomıştır, yine içinde barınılan yer konut anlamına da gelir =&gt; ev bark sahibi olmak vb...Göteborg'daki borg, Nişabur'daki bur, Strazburg'daki burg, Burjuva'daki burj, Singapur'daki pur, ve benzerleri Türkçe Bark'tan gelmedir, değil diyen ilgili dillerde tutarlı bir köken gösterir.Latince olduğu söylenen Aqua sözcüğüde eski Türkçe Akıg &gt; Akığ &gt; Akı günümüze akı diye uyarlanabilecek olan "sıvı" sözcüğüdür.* Eski Türkçesi Yavuru olan Yavru sözcüğü, genç, taze demektir, yine Türkçe'deki Ya-; hayat sürmek, yaşa-mak kökenide dayanır.Yaş: Diğer Türk dillerinde genç, anlamına da gelir, taze demektir.Bir diğer anlamı Yaş-anan süreyi bildirir.Bu sözcük Türkçe'den Avestaca'ya Yavan biçiminde girmiştir, diğer dillerde de, jön, yuven, young gibi türeleri vardır,Farsça'ya geçmiş biçimi olan Civan da bu sözcüğün Türkçe olduğu savını güçlendirir, çünkü hint-iran dilleri arasında c&gt;y dönüşümü yoktur, bu dönüşüm sadece Türk dilleri arasında vardır, bizdeki yıl altaylarda cıl olur gibi... yaşa da caşa'dır.Yavru &gt; Cavru (javuru, cavuru) olduğuna göre demek ki Farslar Altay dolaylarındaki bir Türk dilinden, avestaca ise Oğuzca'dan almıştır.hint dilleri arasında hiçbir biçimde y&gt;c dönüşümü olmayıp sadece bu sözcükte olması mümkün değildir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Köktürkçe'de Üküş; çok demektir, bir diğer anlamı da yığık, yığılmış birikçiş demektir.Üküş &gt; Ukuş Ukum &gt; KumUkura- ; Kura- ; toplanmak, yığışmakÜkümen - Ukuman: İnsan, topraktan yaratılmış canlı. Moğolca'da Kümün ; insan demektir.Kökeni Türkçe-Ana Altayca olan bu sözcük, Moğolca'da Kümün, batı dilerinde de Human biçiminde yaşamaktadır.Latince'de Humus; toprak demektir, Türkçe "Kumuz" (kum ile aynı kökten ki kum ile toprak aynı şeydir, toprak dağılgan haline denir.)Türkçe Bö- ; şişmek, kabarmak demektir.Börtü; ısırgan böceklerin genel adı, ısırdığında kabartan, şişiren böcekler.Böcü; şişirici, kabartıcı, Anadolu Türkmen ağızlarında Böce yani böcek.Bög: önad yapma eki -g ile, Anadolu Türkmen ağızlarında Böğü- Bövü - Böv DLT'de Böğ, bir tür büyük örümcek, tarantula.Börtülek &gt; Börtlek &gt; Pörtlek: kabarık, şişkintili.Bömbük - Bömbek: Eski Türkçe, bir çeşit top.Moğolca'da Bömbüg, Tıvaca'da Bömbek =&gt; "Top" demektir.Franszıca olduğu söylenen "Bombe" bal gibi Türkçe'dir.Bakalım Nişanyan ne demiş; Bombe: ~ Fr bombé a.a. &lt;&gt; Apater &gt; Pater &gt; Pader &gt; Peder = Father vb...Apa &gt; papaApa, bildiğiniz gibi baba demektir ki bugünkü Baba da oradan gelir.Hatta anımsadığım bir yazıt "Eçüm Apam..." diye başlar; eçü; ece; saygıdeğer büyük demektir, Apam da babam.Ata deyince yalnızca erkekler anlaşılmaz, Atalarımız deyince kadın olanları da anlarız, dolayısıyla Ata; ced, ecdad demektir, kadın olanları da kapsar, sadece erkeleri belirten sözcük Apa'dır.Latince "operari" ; iş yapmak, emek vermek olarak geçer.Bu kökten türetilen sözcükler ; operasyon, opus, vb.'dir Opus (iş) sözcüğünün kökeni de Oper'dir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-8385372399205666877?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/8385372399205666877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=8385372399205666877' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8385372399205666877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8385372399205666877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/09/zde-trke-szckler.html' title='Özde Türkçe Sözcükler'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-2537362320685469169</id><published>2008-09-12T19:03:00.000+03:00</published><updated>2008-09-12T19:13:09.583+03:00</updated><title type='text'>ADD Dil Bayramı Etkinlikleri</title><content type='html'>Sayı:  2008-2Konu: Dil Bayramı Etkinlikleri.ADD  GENÇLİK KOLLARINA;         26 Eylül Dil Bayramı nedeniyle Genel Merkez Gençlik Kolları MYK tarafından alınan karar doğrultusunda yurt genelinde dilimizi korumaya ve konu hakkında kamuoyu yaratmaya yönelik etkinlikler yapılacaktır. Bu etkinlikler çerçevesinde,1-     Yurt genelinde Genel Merkez Gençlik Kolları tarafından hazırlanacak olan ortak bildiri halka dağıtılacaktır, ortak afiş çalışması yapılacaktır.2-     Yurt genelinde "Türkçe Tabela İstiyoruz" başlığı altında imza kampanyası başlatılacaktır. İmza kampanyası 11Eylül -30 Eylül 2008 tarihleri arasında yapılacaktır. İmza kampanyası metni tarafımızdan hazırlanacaktır. Bölgelerde yürütülen çalışmalar sonucu toplanan imzalar Belediye Meclislerine sunulacaktır. 3-          Yurt genelinde şube Gençlik Kolları tarafından 26 Eylül 2008 Cuma günü eş zamanlı ortak basın açıklamaları gerçekleştirilecektir.4-           Bildiri, afiş,imza kampanyası metni ve Basın açıklaması 11 Eylül tarihinden itibaren kademeli olarak internet sitelerimizde yayınlanacaktır.( &lt;a href="http://www.add.org.tr/" target="_blank"&gt;www.add.org.tr&lt;/a&gt;  ve  &lt;a href="http://www.addgenclik.org/" target="_blank"&gt;www.addgenclik.org&lt;/a&gt;)Şube yönetim kurullarının onayı alınarak  Gençlik Kollarımızın gerekli çalışmalara başlamaları ve gerekli izin - bildirim işlemlerini yapmaları, ayrıca çalışma sonuçlarının genel merkez gençlik kollarına haberleştirilerek gönderilmesi rica olunur.&lt;br /&gt;Bilgi için: Çağdaş Sayan -MYK üyesi Tel: 05447298236&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-2537362320685469169?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/2537362320685469169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=2537362320685469169' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2537362320685469169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2537362320685469169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/09/add-dil-bayram-etkinlikleri.html' title='ADD Dil Bayramı Etkinlikleri'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4912583792719970109</id><published>2008-09-12T18:24:00.002+03:00</published><updated>2008-09-12T19:01:58.289+03:00</updated><title type='text'>Karamanoğlu Mehmet Beyi Arıyorum</title><content type='html'>Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?Bir ferman yayımlamıştı;&lt;br /&gt;Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydandaTürkçeden başka dil konuşulmaya diye,Hatırlayanınız var mı?&lt;br /&gt;Dolanın yurdun dört bir yanını,Çarşıyı, pazarı köyü, şehriFermana uyanınız var mı?&lt;br /&gt;Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?&lt;br /&gt;Tanıtımın demo, sunucunun spiker,Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?&lt;br /&gt;Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,Mağazanın süper, hiper, gros market,Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?&lt;br /&gt;İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?&lt;br /&gt;Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,Beldelerin girişinde wellcome,Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?&lt;br /&gt;Korumanın, muhafızın body-guard,Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?&lt;br /&gt;Seki’nin, alanın platform, merkezin center,Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?&lt;br /&gt;İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,Sergi yerlerimizi center room, show room,Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?&lt;br /&gt;Yol üstü lokantamızın fast-food,Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?&lt;br /&gt;İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?&lt;br /&gt;Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?&lt;br /&gt;Mesireyi, kır gezintisini picnic,Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?&lt;br /&gt;Çarpıcı, önemli haberler flash haber,Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?&lt;br /&gt;Vırvırık dağının tepesindeki köyde,Cafe-show levhasının altında,Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?&lt;br /&gt;Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?&lt;br /&gt;Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?&lt;br /&gt;Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum,Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?Bir ferman yayınlamıştı....Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yusuf YANÇ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4912583792719970109?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4912583792719970109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4912583792719970109' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4912583792719970109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4912583792719970109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/09/karamanolu-mehmet-beyi-aryorum.html' title='Karamanoğlu Mehmet Beyi Arıyorum'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4275941803341314223</id><published>2008-08-11T23:48:00.006+03:00</published><updated>2008-08-12T00:07:36.170+03:00</updated><title type='text'>Yeni Öğretim Yılında Aynı Azim ve Çalışkanlıkla...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/SKCoNOAA0zI/AAAAAAAAAEI/k4qHJ8fjJzI/s1600-h/ataturk12.jpg"&gt;&lt;em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233367712054432562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/SKCoNOAA0zI/AAAAAAAAAEI/k4qHJ8fjJzI/s400/ataturk12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bizler;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Mustafa Kemal'in aydınlığında ve yolunda, &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Zorluklar karşısında yılmadan, bıkmadan, usanmadan, sinmeden onun sarsılmaz gücüyle ilerliyoruz!&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Yeni öğretim senemizde, yeni kadromuzla daha çok çalışıp daha çok etkinlikler yapacağız!&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;Cumhuriyetin yılmaz bekçileri olmaya devam!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4275941803341314223?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4275941803341314223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4275941803341314223' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4275941803341314223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4275941803341314223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/08/bizler-mustafa-kemalin-aydnlnda-ve.html' title='Yeni Öğretim Yılında Aynı Azim ve Çalışkanlıkla...'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/SKCoNOAA0zI/AAAAAAAAAEI/k4qHJ8fjJzI/s72-c/ataturk12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4948966079688085454</id><published>2008-07-22T17:57:00.001+03:00</published><updated>2008-07-22T18:03:17.934+03:00</updated><title type='text'>Lozan Zaferini Kutluyoruz</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; Şanlı ulusumuzun esaret zincirini koparmaya karar verip Kurtuluş Savaşıyla aldığı başarıların diplomaside belgelendiği Lozan Barış Antlaşmasını kutluyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lozan Antlaşması'nın önemi* Türk topraklarının yabancı ülkelere peşkeş çekildiği Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) Lozan Antlaşması ile tarihin çöplüğüne atıldı. ll Kurtuluş Savaşı sonrasında Türk ulusunun zaferi Lozan Antlaşması ile belgelendi.* 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ile Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı tüm dünyaya ilan edilmiş oldu.* Lozan Antlaşması ile Misak- i Milli sınırları çizildi.* Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit, egemen ve bağımsız bir devlet olduğu güvence altına alındı.* Atatürk, Lozan Antlaşması için, "Türk milletine karşı yüzyıllardır hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla başlatılan büyük suikastın sonuçsuz kaldığını bildiren bir belgedir" demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bağımsızlığımızı tüm dünyanın gördüğü Lozan ulusumuza kutlu olsun.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4948966079688085454?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4948966079688085454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4948966079688085454' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4948966079688085454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4948966079688085454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/07/lozan-zaferini-kutluyoruz.html' title='Lozan Zaferini Kutluyoruz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6838893189443423056</id><published>2008-06-09T16:12:00.001+03:00</published><updated>2008-06-09T16:16:48.090+03:00</updated><title type='text'>2.Dönem etkinliklerimiz</title><content type='html'>Okul ADK olarak bu yılki çalışmalarımızı tamamlamış bulunmaktayıız.Önümüzde ki yıl daha aktif çalışmak umuduyla....&lt;br /&gt; Özel Trakya Lisesi Atatürkçü Düşünce Kulübü 2.dönem etkinlikleri:&lt;br /&gt;  1.Şeyh Said İsyanı ve Laikliğin önemi&lt;br /&gt;  2.İstiklal Marşı'nın kabulü ve milli şair Mehmet Akif Ersoy'un anılması&lt;br /&gt;  3.Çanakkale zaferleri kutlamaları&lt;br /&gt;  4.19 Mayıs Etkinlikleri&lt;br /&gt;  5.Günebakan dergisine ADK olarak verdiğimiz 4 sayfalık yazılar...&lt;br /&gt;  6.Üniversite tanıtım fuarında Atatürkçü Düşüncenin tanıtımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bunların dışında 1 Mart tarihinde Çorlu ADD'nin Devrim Yasaları Uygulansın konulu konferansına katıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Özel Trakya Lisesi ADK Başkanı&lt;br /&gt;           Doğacan Başaran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6838893189443423056?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6838893189443423056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6838893189443423056' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6838893189443423056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6838893189443423056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/06/2dnem-etkinliklerimiz.html' title='2.Dönem etkinliklerimiz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-3330447082888756670</id><published>2008-05-11T02:00:00.003+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:10.951+02:00</updated><title type='text'>Türk Gençliği olarak;</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/SCseApjDhTI/AAAAAAAAAEA/mu9sBfXvDWY/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200283191231087922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/SCseApjDhTI/AAAAAAAAAEA/mu9sBfXvDWY/s400/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Atatürkçü Türk gençliği olarak Türkiye Cumhuriyetine sevdalıyız.&lt;br /&gt;Biz Özel Trakya Lisesi Atatürkçü Düşünce Kulübü olarak ülkemizin bağımsız bütünlüğünü,Cumhuriyet ilke ve devrimlerini ve Kemalist İdeolojiyi kendimize taraf seçtik.&lt;br /&gt;Gençlik olarak ulu önderimiz Mustafa Kemal'in önderliğinde başlayan emperyalizme ve zulmüne karşı başkaldırıda 19 mayıs 1919'un ne demek olduğunu biliyoruz.&lt;br /&gt;19 Mayıs Gençlik-Spor ve Atatürk'ü anma bayramı kutlu olsun.&lt;br /&gt;Ne mutlu Türk'üm diyene.&lt;br /&gt;Yaşasın Bağımsız Türkiye.&lt;br /&gt;Sloganlarını temel parolamız olarak kabul ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımsızlıkçı Kemalist Gençlik Görev Başındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Trakya Lisesi Atatürkçü Düşünce Kulübü&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-3330447082888756670?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/3330447082888756670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=3330447082888756670' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3330447082888756670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3330447082888756670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/05/trk-genlii-olarak.html' title='Türk Gençliği olarak;'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/SCseApjDhTI/AAAAAAAAAEA/mu9sBfXvDWY/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6071064946944815131</id><published>2008-05-11T01:51:00.003+03:00</published><updated>2008-05-11T01:59:42.729+03:00</updated><title type='text'>19 Mayıs ve önemi</title><content type='html'>19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ&lt;br /&gt;UZM. NEŞE ÇETİNOĞLU (*)&lt;br /&gt;19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır:“Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.” (1)&lt;br /&gt;Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.&lt;br /&gt;Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması (2)dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak içinAnadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:(3)&lt;br /&gt;“-Paşa, Paşa!... Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin!Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir...Paşa, Paşa...Devleti kurtarabilirsin!...&lt;br /&gt;Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?...O Vahdettin ki... bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur?Aldatıldığını mı anlamıştı?Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:&lt;br /&gt;-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim...Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz...”&lt;br /&gt;Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir“Türk Milleti” vardı.&lt;br /&gt;Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi:(4) III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).&lt;br /&gt;Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler,Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır. (5)&lt;br /&gt;Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.&lt;br /&gt;Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.&lt;br /&gt;Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.&lt;br /&gt;Atatürk“Gençler!Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum”(6)derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.&lt;br /&gt;Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir”(7)demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mızdır&lt;br /&gt;19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. I. Dünya Savaşı sonunda ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından işgal edilmişti. Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için Atatürk, 16 Mayıs 1919'da "Bandırma Vapuru" ile İstanbul’dan Samsun'a hareket etti. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a vardı ve burada Kurtuluş Savaşını başlattı. Üç yıl süren savaşlar sonunda ülkemiz yabancı güçlerden kurtarıldı. 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Atatürk'ün, Samsun'a varış tarihi olan 19 Mayıs günü Ata’nın isteği üzerine "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanmaktadır.&lt;br /&gt;Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: "Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır."&lt;br /&gt;Atatürk, "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!" sözü ile başarılı olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır.&lt;br /&gt;Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.&lt;br /&gt;19 Mayıs; 1981 yılından bu yana "Atatürk'ü Anma Günü" olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürk’ün bir söyleşi sırasında: "Ben 19 Mayıs'ta doğdum" demiş olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mayıs 1919 Müjdeli gün,&lt;br /&gt;Türk çocuğu unutma,ne oldu dün.&lt;br /&gt;Türk'ün uyanıp şahlandıgı o gün,&lt;br /&gt;Özgürce yaşamanı sağladı bugün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk'ün Bayrağı karalar bağlamış,&lt;br /&gt;Gitmeden esaret dalgalanmam diyor.&lt;br /&gt;İstanbul Fatihi Mehmet Han ağlamış,&lt;br /&gt;Mezarında Ruh'u yatmam diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızlar Adana benim diyor,&lt;br /&gt;Doganbey Vatan için can veriyor.&lt;br /&gt;Urfa,Maraş ve Antep'te İngilizler,&lt;br /&gt;Namus ve şerefime göz dikiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunan Ordusu çıkmış İzmir'ime,&lt;br /&gt;Hançerini saplamak ister Yüreğime.&lt;br /&gt;Antalya ve Konya'da İtalyanlar,&lt;br /&gt;El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayrağıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun'da İngiliz cirit atıyor,&lt;br /&gt;Ermeni-Rum Türk'ü satıyor.&lt;br /&gt;Irak ve Filistin'i İngiliz almış,&lt;br /&gt;Suriye -Lübnan Fransız'a kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz Bayragı Yürekleri dağlıyor,&lt;br /&gt;Evliyalar şehri İstanbul ağlıyor.&lt;br /&gt;Eyüp Sultan'da toplanmış Şehitler,&lt;br /&gt;Başta Gençosman ferman dinliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış,&lt;br /&gt;Anne karnında bebeleri Süngülüyor.&lt;br /&gt;İngiliz - Fransız destekli Sülükler,&lt;br /&gt;Türk'ün Kan'ını içerek besleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahin bey Antep'ten seslenir,&lt;br /&gt;Yakışmaz Türk'e Esaret Ar gelir.&lt;br /&gt;Adana'dan Sinan Paşa cevap verir,&lt;br /&gt;Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında,&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'im Bandırma Vapurunda.&lt;br /&gt;Özgürlük Meşalesi tutuştu Samsun'da,&lt;br /&gt;Yayıldı dalga dalga Anadolumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'im Bayrak olup,&lt;br /&gt;Esti Samsun'dan Yurdum üzerine.&lt;br /&gt;Zulmün kahredici Güneşi olup,&lt;br /&gt;Doğdu Emperyalist güçlerin üzerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savunmasız Yurdum işgal selinde,&lt;br /&gt;Esaret ölümdür gönül telinde,&lt;br /&gt;Kefen teninde,Şehitlik dilinde,&lt;br /&gt;Toplandı Milletim Ata'nın emrinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondokuz Mayıs Gençlik Bayramı,&lt;br /&gt;Gençler Sporla kutlar Bayramı,&lt;br /&gt;Atatürk'ün gençliğe büyük armağanı,&lt;br /&gt;19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulmün sonu,&lt;br /&gt;Özgürlüğün başı,&lt;br /&gt;Cumhuriyet yolunun ilk yapı taşı,&lt;br /&gt;Türk'ün kurtuluş umudunun gözyaşı,&lt;br /&gt;Ezilmişliğe başkaldırının sembolü bugün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6071064946944815131?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6071064946944815131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6071064946944815131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6071064946944815131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6071064946944815131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/05/19-mayis-1919-tarihinin-anlami-ve-nemi.html' title='19 Mayıs ve önemi'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-7873673452990361119</id><published>2008-05-11T01:36:00.003+03:00</published><updated>2008-05-11T01:48:04.041+03:00</updated><title type='text'>ATATÜRK VE GENÇLİK</title><content type='html'>Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sona ermesinin ardından, yurt içinde çok daha önemli bir mücadele başladı: Bağımsızlığını kazanan bu yeni devleti güçlendirmek ve yükseltmek. Bu dönemde kültürel, ekonomik ve toplumsal pek çok reformun aciliyetle yapılması ve bu reformların toplum tarafından kabul görmesinin sağlanması gerekiyordu. Atatürk bu dönemde genç nesil üzerinde önemle durmuş, gençliğin eğitimi ve bilinçlendirilmesi öncelikli konular arasında olmuştur. Cumhuriyet'in ilk yılları, başta Atatürk olmak üzere, devlet adamları ve aydınlar için "gençliğin Cumhuriyet'in koruyucuları" olduğu anlayışının hakim olduğu yıllardır. Cumhuriyet gençlere emanet edilmiş ve bu konuda gençliğe büyük ümit bağlanmıştır. Atatürk bu büyük hedefini ise şu şekilde tarif etmişti:&lt;a name="15a"&gt;&lt;/a&gt;Benim için bir tek hedef vardır. Cumhuriyet hedefi. Bu hedefe varmak için, belirli yoldan yürüyen arkadaşların başarılı olması için, tutulan doğru yolda, namuslu yolda çok çalışmak ve etkin olmak gerekir.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#15"&gt;15 &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında kazanılan başarıların, Türkiye'nin geleceğinin çok aydınlık olacağının en önemli işaretleri olduğuna inanıyordu:&lt;br /&gt;&lt;a name="16a"&gt;&lt;/a&gt;Sizin gibi gençlere malik bulundukça, bu vatan ve milletin, şimdiye kadar elde etmeyi başardığı zaferlerin üstüne çok daha büyük zaferler elde edeceğinden şüphe etmiyorum.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#16"&gt;16&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bağımsızlık mücadelesi ile elde edilen zafer, uzun yıllardır devam eden savaşlardan, ekonomik, politik ve sosyal alanlarda yaşanan büyük çöküşten çok önemli dersler alınmasını sağlamıştı. Bu dersler, hem Cumhuriyet ilkelerinin değerinin ve öneminin kavranmasını sağlayacak, hem ülkemizi bir daha benzer bir duruma düşmekten koruyacak, hem de yine benzeri olaylarla karşılaşılması durumunda bu sıkıntıların nasıl aşılacağını bizlere gösterecek önemli derslerdir. Atatürk de, özellikle gençlerin, Kurtuluş Savaşı boyunca kazanılan tarihi tecrübeleri çok iyi değerlendirmeleri gerektiğine dikkat çekmiştir. Atatürk'e göre, bu tecrübeler gençleri olgunlaştırmış ve onları, sorumluluklarının önemini kavrayabilecekleri bir konuma getirmişti:&lt;br /&gt;&lt;a name="17a"&gt;&lt;/a&gt;Gençlerimiz ve aydınlarımız ne için yürüdüklerini ve ne yapacaklarını öncelikle kendi düşüncelerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilir bir hâle getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır. Ben çok ümitliyim ki, gençlerimiz bunu yapacak derecede yetişkindir. Biliyorum ki ihtiyarlarımız gibi gençlerimizin de tecrübeleri vardır. Zira milletimizin yakın senelere ait gördüğü acı dersler, yakın yılların en yoğun olaylar ile dolu oluşu, devrimizin gençlerini eski devirlerin ihtiyarları kadar ve belki onlardan fazla olayın şahidi, dolayısıyla gençliğimizi ihtiyarlar kadar tecrübe sahibi yaptı.Herhangi bir gencimiz yaşadığı devrin belki üç katı oranında olaya şahit olduğu için her gencimiz üç misli yaş sahibi sayılabilir, onları da ihtiyarlar gibi tecrübeli kabul edebiliriz. Gençliğimizin sahip oldukları bu tecrübelerden istifade ederek çalışkan, memlekete faydalı ve büyük imanla donatılmış olarak vazifelerini hakkıyla yerine getireceklerine eminim.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#17"&gt;17&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="18a"&gt;&lt;/a&gt;Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#18"&gt;18 &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet'in övüncü olan Türk gençliği, Türklük bilincinin doruğa ulaştığı Atatürk döneminde, dinamik, çalışkan, bilimi kendine yol gösterici tanımış, çağdaş, her şeyini ulusuna adamış, ulusunu uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmayı kendisine ülkü edinmiş bir gençlikti. Ulusun gerçek gücünü ve enerjik cevherini temsil ediyordu. Nitekim ilerleyen yıllarda Türk gençliği Atatürk'ün bu güvenini boşa çıkarmamış, yıkılmış ve harap olmuş vatan topraklarından, ilerlemiş ülkeler seviyesine ulaşmak için gücünün son noktasına kadar çalışan bir güç haline gelmiştir. Özellikle de Cumhuriyet'in kuruluşundan Atatürk'ün aramızdan ayrıldığı 1938 yılına kadar geçen süre Türk Milleti'nin çağdaş bir ülke olma amacıyla büyük reformlara imza attığı, dinamik bir dönem olmuştur. Atatürk'ün Türk gençliğine hitap ettiği bazı konuşmaları şu şekildedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="19a"&gt;&lt;/a&gt;Gençler için vatanî işlerde ölmek söz konusu olabilir. Lâkin korkmak asla! (1919)&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#19"&gt;19&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="20a"&gt;&lt;/a&gt;Gelecek için hazırlanan vatan evlâtlarına, hiçbir güçlük karşısında yılmayarak tam bir sabır ve metanetle çalışmalarını ve öğrenim gören çocuklarımızın ana ve babalarına da yavrularının öğreniminin tamamlanması için hiçbir fedakârlıktan çekinmemelerini tavsiye ederim.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#20"&gt;20&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="21a"&gt;&lt;/a&gt;Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#21"&gt;21&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'e göre, Türkiye'nin geleceğini emanet ettiği gençlerin eğitimi çok önemliydi. Her fırsatta üniversite ve lise öğrencileri ile biraraya gelen Atamız, üstte Ankara Hukuk Fakültesi'ne altta ise İzmir Kız Lisesi'ne yaptığı ziyaretler esnasında görülmektedir.&lt;br /&gt;Atatürk gösterdiği yola uydukları takdirde, gelecek nesilleri güzel günlerin beklediğine de değinerek gençleri bu yolda kararlı adımlarla ilerlemeye teşvik etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;a name="22a"&gt;&lt;/a&gt;Asla şüphe yoktur ki Cumhuriyet'in gelecek evlâtları bizden daha çok rahata kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır. (1927)&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#22"&gt;22 &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün Türk gençliğine inancını ve güvenini gösteren bir önemli olay da Hatay davası sırasında gerçekleşmiştir:&lt;br /&gt;Fransız komiseri Ponçet Ankara'yı ziyareti sırasında, Ankara Palas'a uğrayan Atatürk ile karşılaşır. Atatürk Ponçet'yi masasına davet eder. Günün önemli sorunu Hatay meselesidir. Fransız Hükümeti zorluklar çıkarmakta, bu sorunun barış içinde çözülmesine engel olmaya çalışmaktadır. Atatürk masasında bulunan Ponçet'ye şu şekilde hitap eder:&lt;br /&gt;- Hatay işi benim şahsi davamdır ve Beni üzüyorsunuz. Korkarım ki beni, meseleyi başka türlü halle mecbur bırakacaksınız.Atatürk bu sözleri yüksek sesle Türkçe söylüyor ve çevresindeki insanlar da onu dinliyordu. Atatürk'ün Fransa'nın Suriye komiseri Ponçet'ye karşı "beni üzüyorsunuz" sözü salonda çok geniş bir etki oluşturdu. Orada bulunan bir genç ayağa kalkarak, oldukça yüksek bir sesle şöyle dedi:&lt;br /&gt;- Atatürk üzülme, arkanda biz varız!&lt;br /&gt;Atatürk yerinde başını sesin geldiği tarafa doğru çevirdi. Kaşları kalkmış, çehresi sevgi ile dolu olarak gence şöyle cevap verdi:&lt;br /&gt;&lt;a name="23a"&gt;&lt;/a&gt;- Biliyorum çocuğum, onu bildiğim için ki böyle konuşuyorum."&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#23"&gt;23&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu örnekten de Atatürk'ün arkasında gençlerden oluşan büyük bir kuvvet olduğunu bildiğini anlarız.&lt;br /&gt;Eğitimin Önemi&lt;br /&gt;Kitabın başında da vurguladığımız gibi, gençlik bir milletin varlığının devamını sağlayan çok önemli bir güçtür. Ancak bu gücün gereği gibi kullanılabilmesi ve millete fayda sağlayabilmesi için gençlerin iyi bir eğitim almaları, bilinçlendirilmeleri ve iyi yönlendirilmeleri gereklidir. Aksinin o ülke için nasıl gelişmelere neden olabileceğinin örnekleri yakın geçmişimizde yaşanmıştır. Yeterince bilinçlenmemiş, milli ve manevi değerlerden uzaklaşmış gençlerin tehlikeli ideolojilerin etkisinde kalmaları, ülkenin güvenliğini ve bütünlüğünü tehdit eden bir unsur haline gelmiştir.&lt;br /&gt;Bu nedenledir ki Atatürk gençliğin iyi yetiştirilmesini ve bilinçlendirilmesi gerektiğini sıkça tekrarlamıştır. Doğru bilgilerle ve müspet fikirlerle aydınlatıldığında gençliğin Türk Milleti'nin yükselişinde önemli bir rol oynayacağını hatırlatmıştır:&lt;br /&gt;&lt;a name="24a"&gt;&lt;/a&gt;Gençliği kesinlikle ideal sahibi ve ülkeyle ilgili olarak yetiştirmek herkesin, hepimizin, her devlet adamının başta gelen görevidir. Gençliği yetiştiriniz. Onlara bilim ve kültürün pozitif düşüncelerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler uygulamaya konulduğu vakit Türk Milleti yükselecektir.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#24"&gt;24&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk aynı zamanda Türk gençliğinin öncelikli olarak kendi benliğine, milli geleneklerine, ulusun birlik ve bütünlüğüne zarar verebilecek düşman unsurları tanıması ve bunlarla mücadele yöntemlerini öğrenmesi gerektiğine de dikkat çekmiştir:&lt;br /&gt;&lt;a name="25a"&gt;&lt;/a&gt;Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğretimin sınırları ne olursa olsun, en evvel ve en esaslı olarak Türkiye'nin istiklâline, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#25"&gt;25&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="26a"&gt;&lt;/a&gt;Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara özellikle varlığıyla, haklarıyla, birlik ve bütünlüğüyle çelişen tüm yabancı öğelerle mücadele zorunluluğu, milli görüşleri derinlemesine bilerek her karşı görüş önünde şiddetle ve özveriyle savunma zorunluluğu telkin edilmelidir. Yeni kuşakların ruh gücüne bu nitelik ve yeteneklerin aşılanması önemlidir. Hayatlarını sürekli ve müthiş bir mücadele biçiminde belirleyen milletlerin felsefesi, bağımsız olmak ve mutlu kalmak isteyen her millet için bu nitelikleri çok şiddetli olarak gerektirmektedir. (16.7.1921 Maarif Kongresi'ni açış konuşmasından)&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#26"&gt;26&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin bu şekilde bilinçlendirilmesi için ise, yalnızca gençlere değil, elbette toplumun pek çok kesimine önemli görevler düşmektedir. Genç nesil bilgisizlik veya yanlış bilgilendirmeler nedeniyle, diğer insanlara kıyasla daha kolay yönlendirilebilmektedir. Gençlerin yanlış yönlendirmelerden korunabilmelerinde ve kendilerinden beklenilen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmelerinde alacakları temel eğitim belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle, gençlerin vatan ve millet sevgisini özümseyebilecekleri, tarih bilincine sahip olabilecekleri, kültürel mirasımızın değerini kavrayabilecekleri, devlete hizmet anlayışlarını geliştirebilecekleri, en önemlisi zararlı ideolojilerin telkinlerinden korunabilecekleri bir eğitim imkanına sahip olmaları gereklidir. Gençlerin bu bilinci almaları sağlanmadan onlardan beklenti içerisinde olmak doğru olmaz. İşte Atatürk'ün yaptığı budur. Atatürk gençlere çok güvendiğini, onları ülkemizin geleceğinin güvencesi olarak gördüğünü söylerken, öncelikle gençlerin doğru şekilde bilinçlendirilmeleri gerektiğini vurgulamıştır. Atatürk bu eğitim ve bilinçlendirilmenin sonucunda ortaya çıkacak olan 'irfan ve kültür ordusu'nun milletin geleceğini şekillendirecek kadar üstün bir güce kavuşacağını söylemiştir:&lt;br /&gt;&lt;a name="27a"&gt;&lt;/a&gt;Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu...&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#27"&gt;27&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="28a"&gt;&lt;/a&gt;Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#28"&gt;28&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk eğitim ile cahilliğin yok edilmesinin, bir milleti esaretten hürriyete kavuşturan önemli bir güç olduğunu hatırlatarak gençlerimizin iyi bir eğitim almalarının ne derece hayati bir önem taşıdığına dikkat çekmiştir:&lt;br /&gt;Gençlerin milli tarih bilincini kazanmalarının önemine sık sık dikkat çeken Atamız, Adana Kız Enstitüsü'nde bir tarih dersini izlerken.&lt;br /&gt;&lt;a name="29a"&gt;&lt;/a&gt;Eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı yüksek bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#29"&gt;29&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="30a"&gt;&lt;/a&gt;Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#30"&gt;30&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir ulusun yüksek medeniyet seviyesine ulaşmasında, iyi yetişmiş, bilgili, kültürlü insan unsurunun önemi son derece büyüktür. Bu sebeple sağlam, üstün kaliteli ve milli kültürümüzün esaslarıyla çağdaş medeniyetin ileri teknolojisini birleştiren bir öğretim sistemiyle gençlerimizin yetiştirilmesi şarttır.&lt;br /&gt;Genç bir nüfusa sahip olmak Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir kuvvet ve güçtür. Ancak bu gençlerin doğru yönlendirilmesi, dış ve bölücü güçlerin, ülke aleyhine faaliyet gösteren ideolojilerin ve grupların etkisi altında kalmalarının engellenmesi gerekir. İşte Atatürk'ün, kültür devriminin üzerinde durmasının ve eğitime öncelik vermesinin nedeni budur.&lt;br /&gt;&lt;a name="31a"&gt;&lt;/a&gt;Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi v.s. okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir. 1923&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#31"&gt;31&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün eğitimin önemine dikkat çektiği sözlerinden diğer bir tanesi ise şu şekildedir:&lt;br /&gt;&lt;a name="32a"&gt;&lt;/a&gt;İnsanlar sadece maddi değil, özellikle bu maddi kuvvetin içerdiği manevi kuvvetin etkisiyle yapıcıdırlar. Milletler de böyledir. Manevi kuvvet özellikle bilim ve inançla yüksek bir biçimde gelişir. Öyleyse hükümetin en verimli ve en önemli görevi eğitim işleridir. Bu yolda başarılı olmak için öyle bir program izlemek zorundayız ki, o program milletin bugünkü haline, toplumsal ve hayati ihtiyaçlarına, çevre koşullarına, çağın gereklerine uyum sağlasın, onlara uygun olsun. Bunun için çok büyük ama hayali ve karışık fikirlerden uzak durup gerçeğe derinliklerini görerek bakmak, dokunmak gerekir.&lt;a href="http://www.harunyahya.org/kitap/ataturkvegenclik/ataturkvegenclik3.html#32"&gt;32&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Harun Yahya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-7873673452990361119?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/7873673452990361119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=7873673452990361119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7873673452990361119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7873673452990361119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/05/kurtulu-savann-zaferle-sona-ermesinin.html' title='ATATÜRK VE GENÇLİK'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6627255343935561393</id><published>2008-05-11T01:33:00.000+03:00</published><updated>2008-05-11T01:34:34.544+03:00</updated><title type='text'>Atatürk'ün Bağımsızlık Tutkusu</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;Atatürk'ün bağımsızlık tutkusu&lt;br /&gt;Atatürk'ün ve Atatürkçülüğün önemini kavrayabilmek ve samimi bir Atatürkçü olabilmek için herşeyden önce O'nun hayatını incelemek, neler yaptığını, neyi hangi düşünce ve ruh hali içerisinde gerçekleştirdiğini iyi analiz etmek gerekir.&lt;br /&gt;O'nun düşünce ve devrimlerinin temelini araştırdığımızda bunun ilk olarak "tam bağımsızlık ve özgürlük" ilkesine dayandığı hemen göze çarpmaktadır.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal daha henüz öğrencilik yıllarında bağımsız bir millet olmadan çağdaş bir devletin kurulamayacağını anlamış ve özgürlüğün olmadığı ortamda yaşamaktansa her türlü tehlikeye göğüs gererek bağımsız bir millet için savaşmayı göze almıştır. Bu nedenle vatan topraklarını işgal etmek isteyen güçlere karşı amansız bir mücadele vermiş, hiçbir zaman Türk Milleti'nin iradesini bağlayacak yönetim şekillerine razı olmamıştır. Başka ülkelerin boyunduruğu altına girmiş bir milletin zamanla tarihten silineceğini bilerek, "Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Milli istiklal bence bir hayat meselesidir" demiştir.&lt;br /&gt;Askerlik yıllarında Suriye'de görevli iken gizlice geldiği Selanik'te, Askeri Rüştiye öğretmenlerinden Hakkı Baha (Pars)'ın evinde arkadaşlarıyla yaptığı bir toplantıda şunları söylemiştir: "...Millet zulüm ve istibdat altında mahvoluyor. Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve izmihlal vardır. Her terakkinin ve kurtuluşun anası hürriyettir."&lt;br /&gt;Bu sözler daha o yıllarda Mustafa Kemal'in kurmayı tasarladığı devleti neler üzerine inşa edeceğinin ilk işaretlerini veriyordu.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal "Ya istiklal ya ölüm" ifadesiyle hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini gösterdiği bağımsızlığı öylesine içine sindirmişti ki, "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" diyerek adeta onu kendisinin bir parçası haline getirmişti.&lt;br /&gt;Atatürk'ün bağımsızlık anlayışı sadece siyasi yönden bağımsızlığı değil aynı zamanda askeri, ekonomik ve kültürel bağımsızlığı da içine almıştır. O, tam bağımsızlıkla, kendi kendine yetebilen, savunmasından teknolojisine, tarımından ekonomisine kadar her alanda dışarıya muhtaç olmadan, hiçbir ödün vermek zorunda kalmadan ayakta durabilen bir yapıyı kastetmiş ve şöyle demiştir: "İstiklal-i tam denildiği zaman, bittabi siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, harsi ve ila ahiri her hususta istiklal-i tam ve serbest-i tam demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrumiyet, millet ve memleketin, manayı hakikisiyle istiklalinden mahrumiyet demektir."&lt;br /&gt;Yüksek dehasıyla gelecekte sadece siyasi yönden bağımsız olmanın yeterli olamayacağını anlayan Ulu Önderimiz, türlü imkansızlıklara rağmen ülkemizin ekonomik yönden de bağımsızlığını sağlayacak sanayi hamlelerini başlatmış ve milletimizi ortak bir kültür potasında eritip kaynaştırmak için milli bir kimlik oluşturma gayretlerini göstermiştir.&lt;br /&gt;Atatürk'ün tam bağımsızlık anlayışının ne kadar isabetli olduğunu bugün yaşadığımız dünyaya baktığımızda hemen gözlemleyebiliyoruz. Artık ülkeler güçlerini savaş yoluyla başka devletlerin topraklarını işgal ederek değil, uyguladıkları ekonomik ve kültürel politikalarla ortaya koymakta ve bu şekilde milletlerin bağımsızlığını tehdit eder hale gelmektedirler.&lt;br /&gt;Ülkemizin böyle bir tehlikeden korunması, ancak Atatürk'ün yıllar önce ortaya koyduğu tam bağımsızlık anlayışını yürekten benimsemesi ve onun yaptığı ve gösterdiği gerekleri kararlı şekilde uygulamasıyla mümkün olacaktır.&lt;br /&gt;Bağımsızlık gibi barış da Atatürk'ün kişiliğinin önemli bir parçasıydı. Atatürk dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük askerlerinden biridir. Yaşamının büyük bir kısmını cephelerde geçirmiş, bir askerin sahip olabileceği en yüksek mevkide bulunmuş, en ağır sorumlulukları almıştır. Ancak bu büyük asker aynı zamanda barışın önemini herkesten daha iyi bilmektedir. Nitekim "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözleri onun barışı yalnızca Türk Milleti'nin refahı için değil, bütün dünya milletlerinin refahı ve huzuru için en önemli etken olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Atatürk barışı, refaha ve saadete götüren yol olarak isimlendirmektedir:&lt;br /&gt;"Barış, ulusları refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur… Memleketimizi her gün daha çok kuvvetlendirmek, her alanda her türlü ihtimallere karşı koyacak bir halde bulundurmak ve dünya olaylarının bütün safhalarını büyük bir uyanıklık içinde izlemek, barışsever siyasetimizin dayanacağı esasların başlangıcıdır. " (Atatürk'ün Söylev ve Demeçler, c.1, s.412)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6627255343935561393?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6627255343935561393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6627255343935561393' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6627255343935561393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6627255343935561393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/05/atatrkn-bamszlk-tutkusu.html' title='Atatürk&apos;ün Bağımsızlık Tutkusu'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-7631785610292909324</id><published>2008-04-20T06:38:00.001+03:00</published><updated>2008-04-20T06:38:40.167+03:00</updated><title type='text'>Yarın 23 Nisan</title><content type='html'>Yarın, 23 Nisan...&lt;br /&gt;Babası öldü.Yetim büyüdü. Üvey evlat oldu. Tutuklandı. Hapse atıldı. Sürüldü. İşsiz kaldı. (Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne: Harcamalarım fazla değil, zira gelirim hep az.) Hastalandı... Böbreklerinden. Vuruldu... Göğsünden. Mesleğinden atıldı. İdama çarptırıldı. Kardeşleri öldü. Çocuğu olmadı. Boşandı. Karaciğeri iflas etti.&lt;br /&gt;Evet... Mustafa Kemal bu.&lt;br /&gt;Yarın, 23 Nisan. "Neşe doluyor insan" klişeleriyle falan olmuyor bu iş.&lt;br /&gt;Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın... Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.&lt;br /&gt;Bu bayram, onlara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan ibaret değil çünkü... Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.&lt;br /&gt;İşte liste yukarıda. Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse, gelmiş... Bunu anlatın.Direnen... Teslim olmayan ruhu anlatın.&lt;br /&gt;Korkmasınlar engellerden. Korkmasınlar yalnız kalmaktan. Korkmasınlar işsizlikten. Korkmasınlar parasızlıktan. Korkmasınlar alçaklardan. Korkmasınlar doğrulardan.&lt;br /&gt;Yürek dediğin... Sadece organ değil arkadaş. Bunu anlatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yılmaz Özdil&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-7631785610292909324?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/7631785610292909324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=7631785610292909324' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7631785610292909324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7631785610292909324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/04/yarn-23-nisan.html' title='Yarın 23 Nisan'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-9176636000296122190</id><published>2008-04-20T06:30:00.002+03:00</published><updated>2008-04-20T06:37:36.015+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>SADECE ÇOCUK BAYRAMI DEĞİL ULUSUMUZUN EGEMENLİK BAYRAMI&lt;br /&gt;Bugün 23 Nisan, yani Türk milli devriminin yıldönümü. İşbirlikçi İstanbul hükümetine karşı Ankara'da Millet Meclisi'mizin kuruluşunun yıldönümü. 23 Nisan'ın sloganı ise "Egemenlik Kayıtsız Şartsız milletindir."&lt;br /&gt;Bugün milletimizin dört milli bayramından birini kutluyoruz. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Ankara'da 23 Nisan 1920'de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi 86 yıl önce bugün okul sıralarından sandalyeler ve Ankaralı marangozların imal ettiği bir kürsüyle çalışmalarına başladı. İlk meclisimiz Kurtuluş Savaşı'na, Büyük Taarruz'a, yeni alfabeye, saltanat ve hilafetin kaldırılmasına ve daha pek çok devrime karar verdi. İlk meclisimiz medeniyetin merkezinde bir ülke olduğumuzu da gösterdi ve kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke olma özelliğini milletimize verdi.&lt;br /&gt;Ve elbette "egemenlik." İstanbul'da işgalcilerle işbirliği yapan Vahdettin, Damat Ferit ve yandaşlarının saltanatına karşı Millet Meclisimiz "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" dedi. İşte 23 Nisan, işte ulusumuzun egemenlik bayramının anlamı bu. Bayram daha sonra Atatürk tarafından çocuklara armağan edildi. Elbette 23 Nisan çocuk bayramı olarak da kutlanacak, sonuçta Ata'mız öyle emretti ama aslını unutmadan Ulusal Egemenlik Bayramı olduğunu unutmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklara armağan edilen  bayram:&lt;br /&gt;"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerdençok şeyler bekliyoruz." &lt;br /&gt;                                                  Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gazi Paşa milli temellerle kurulan devletimizin halk egemenliğine dayanmasını istiyordu be çerçevede 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da yeni devletin temeli olan TBMM'yi açtırdı.Bu günü o meclisi ileride yönetecek olan çocuklara armağan etti.Unutulmamalıdır ki bugünün çocukları yarının büyükleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kaynak:1.Ulusal KANAL resmi internet sitesi&lt;br /&gt;                 2.Milli Eğitim Bakanlığı resmi internet sitesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-9176636000296122190?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/9176636000296122190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=9176636000296122190' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/9176636000296122190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/9176636000296122190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/04/sadece-ocuk-bayrami-deil-ulusumuzun.html' title=''/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-3808756229526290868</id><published>2008-04-19T17:45:00.001+03:00</published><updated>2008-04-19T17:45:59.389+03:00</updated><title type='text'>Köy ensitütülerinin programı</title><content type='html'>Burada, Köy Enstitülerinin 1946'ya kadar, yani özgün deneyimin sürdüğü dönemde yürürlükte bulunan ve "sadece öğretmen yetiştiren" programına değinilecektir.&lt;br /&gt;Önce de değinildiği gibi, Köy Enstitüleri 1937 yılında "Köy Öğretmen Okulu" olarak kuruldu. 1940'a kadar, 1926-34 arasında yürürlükte kalan Köy Muallimi Mektebi Müfredat Programı (1927), İlköğretmen Okulları Programı ile ortaokul, lise ve orta meslek okulları programlarından yararlanıldı (Yücel, 1938, s.235). Bu konuda enstitü müdürlüklerine geniş yetkiler tanındığı da anlaşılmaktadır. İlk program, Köy Enstitüleri Öğretim Programı adıyla 1943 yılında yürürlüğe girdiğine göre, enstitü müdürlüklerinin 6 yıl boyunca programlarını geliştirmede önemli bir yetkiye sahip oldukları anlaşılır. Özellikle iş ve tarım etkinlikleri, yöresel koşullar ve olanaklar dikkate alınarak enstitülerce programlaştırılmıştır. İlk kurulan (1937) Kızılçullu ve Çifteler Köy Enstitülerinde geliştirilen programlar, diğerlerine örnek oluşturacak ancak, her enstitü kendi özgül koşullarına göre program geliştirmede önemli yetkilere sahip olacaklardı. Kızılçullu Köy Enstitüsü müdürü Emin Soysal'ın, yönetsel ilkelerden sapması ve Bakanlıktan kopuk davranması, Kızılçullu'nun örnek olma şansını azaltmıştır. Örnek, daha çok Çifteler Köy Enstitüsü'dür. Diğer Enstitü müdürlerinin çoğu da bu olumlu öğretmenlerin arasından seçilip atanmıştır. Asıl olan enstitülerin kendi yarattıkları deneyimlerdir.&lt;br /&gt;1943 tarihli Köy Enstitüleri Öğretim Programı, önemli ölçüde ayrı ayrı derslerin programlarından oluşmuş, ilkokul programlarında olduğu gibi Köy Enstitüsü Programı'nın baş tarafında genel "amaç ve ilkeler" yer almıştır. 1940'ta, yasanın çıkışından sonra gönderilen bir genelge ileTonguç'un mektupları ve işbaşında yaptığı rehberlik, programın oturacağı temel anlayışı ve ana çerçeveyi çizmiştir. Bakan Hasan Âli Yücel'in imzasıyla gönderilen ilk genelgede şu noktalar yer almaktadır:&lt;br /&gt;Enstitüdeki etkinliklere öğrenci seyirci kalmayıp bizzat katılacak ve bunları öğretmenleriyle birlikte yapacaktır.&lt;br /&gt;Genelgeye göre, "Köy Enstitüleri talebesine halkla doğrudan doğruya münasebete girişmeyi temin edici işler yaptırılacaktır. Her türlü iş sahibi halkla kolay (ve) normal bir şekilde konuşmaları, halk ruhuna âşina olmaları, halkın mühim ihtiyaçlarını giderici pratik tedbirleri bilmeleri, imkân altına alınacaktır."&lt;br /&gt;Öğrenciye titiz bir temizlik alışkanlığı kazandırılacaktır. "Onların korkak, mütereddit, kararsız, iradesiz olmamaları" için çaba gösterilecektir.&lt;br /&gt;"Çocukların müesseseye girdikleri zaman iyi hareketlerinin bozulmaması ve bunların inkişaf ettirilmesine çok itina edilecektir..."&lt;br /&gt;"Enstitülerde planlı, süratli iş görmek ve işi başarmak talebe ve öğretmenler için esas prensiplerden... olacaktır."&lt;br /&gt;Öğrencilere bisiklet, motosiklet, su motörü, otomobil gibi araçların kullanılmasının öğretilmesi;&lt;br /&gt;Çevre özelliklerine göre; ata binme, dağcılık, sandal ve yelken kullanmanın öğretilmesi;&lt;br /&gt;Çevredeki akarsu ve deniz canlılarının incelenmesi ve bunların nasıl değerlendirileceğinin öğretilmesi;&lt;br /&gt;Enstitü ve çevre arazisinin işlenmesi, bayındırlaştırılması, ağaçlandırılıp çiçeklendirilmesi;&lt;br /&gt;Hayvan yetiştirme ve hayvanların korunup ıslah edilmesinin öğretilmesi;&lt;br /&gt;Mandolin, el ve ağız armoniği kullanma ve halk müziği parçalarını ustalıkla söyleme becerisinin kazandırılması, modern müzik parçalarını dinletme;&lt;br /&gt;Köy ve çevre incelemeleri yapma ve bunu öğrencilere öğretme;&lt;br /&gt;Meslekî kitap ve dergileri izleme ve onlara abone olma;&lt;br /&gt;Müze kurma ve bunlardan yararlanma;&lt;br /&gt;Yerel ve ulusal motiflere göre stilize edilmiş giysiler dikme ve eskiden yapılmış olanların müzede sergilenmesi;&lt;br /&gt;Öğrencilere ve çevreye yönelik eğlenceler düzenleme; gibi etkinliklere yer verilecektir.&lt;br /&gt;Öğretmen ve öğrenciler, Anayasada yazılı "cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık prensiplerini, Türk Milletinin yükselmesi için ana prensipler bilerek çalışacaklar, bu prensipleri hiçbir engel tanımadan hayata tatbik edebilen insanlar olacaklardır" (Tebliğler Dergisi, Sayı 77, 1940).&lt;br /&gt;Ayrıca bu genelge enstitülerde "çocuğu merkeze alan" bir eğitim anlayışı ile "yurtseverlik"i bir arada görmektedir. Gerçek bir kişilik ise, çocuğun etkin olduğu bir yöntemle geliştirilebilecektir. Önce belirtildiği gibi Genelge bir ilkeler çerçevesi sunmakta, içeriğin doldurulması enstitülere bırakılmaktadır.&lt;br /&gt;Köy Enstitüleri Öğretim Programı: 1943 - 1946&lt;br /&gt;Köy Enstitüleri Öğretim Programı'nın başında yer alması gereken amaçlar, ilkeler ve açıklamalar bölümü, program yürürlüğe girdikten yaklaşık 6 ay sonra yayımlanan bir resmî belge ile de dile getirilmiştir. Bu belge, 19.6.1942 tarih ve 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu'nu açıklayıp yorumlayan İzahnamedir. Daha önce bazı alıntılar yaptığımız bu İzahname (Yönerge), yasaya, programa ve bütünüyle Köy Enstitüsü sistemine gerçek anlamını vermektedir. Tonguç, büyük olasılıklaçoğunluğu Köy Enstitüsü Sistemini içlerine sindiremeyen Talim ve Terbiye Kurulu'ndan böyle bir onay görmeyeceğini bildiği için, İzahnameyi kendisi ekibiyle hazırlamıştır. İyi de etmiştir. 30 Kasım 1943 tarihinde Tonguç'un parafı, Bakan Yücel'in imzasıyla yayımlanan bu belge, Köy Enstitülerinin tarihi açısından da büyük önem taşımaktadır (Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu ve İzahnamesi, 1943).&lt;br /&gt;1943 tarihli Köy Enstitüleri Öğretim Programı'nda 5 yıl süre içerisinde okutulan derslerin çeşidi 29'dur. Bunların 17'si genel kültür ve meslek dersleri, 7'si tarım dersleri, 5'i de teknik (iş) derslerdir. Genel kültür ve meslek derslerinin haftalık toplam saati 22, tarım derslerinin 11, iş derslerinin de 11'dir. Yani zamanın yüzde 50'si "genel kültür ve meslek dersleri", yüzde 25'i "tarım", yüzde 25'i de "teknik" derslere ayrılmıştır. İlköğretmen okullarının haftalık ders saati toplamı 29 - 30 iken , Köy Enstitülerinin 44'tür. Bazı ara etkinlikler buna dahil değildir. Üstelik kuruluş süreci yaşayan Köy Enstitülerinin son derece yorucu bir çalışma temposu bulunmaktadır. Enstitüyü bitiren öğretmen adayının, birisi Tarım, öteki Teknik alanda olmak üzere iki "Ek Branş" ı olacaktır. Köy öğretmeni "diğer meslek erbabı" yetişinceye kadar, onların da görevlerini üstlenmektedir. Ancak, tarım ve teknik eğitimin amacı, sadece bu meslekleri icra ettirmek değil, bunun yanında köy okullarında iş eğitimini de yürütmektir.&lt;br /&gt;1943 tarihli Köy Enstitüleri Öğretim Programı, ders dağıtım çizelgeleri ile başlamakta ve ders programları (içerikleri) ile sürmektedir. Ders programları "amaçlar" ve "konular"la kimi dersler için "metot" ya da "açıklamalar"dan oluşmaktadır. Bu açıklamaların, öteki ortaöğretim programlarından oldukça yeni bir bakış açısıyla yapıldığı görülür. Örneğin, 1938 tarihli, İlköğretmen Okulları Programı'nda yer alan Edebiyat; Köy Enstitüleri Öğretim Programı'nda "Türkçe" ; Pedagoji, Psikoloji, Terbiye Tarihi, Umumi Tedris Usulü, Hususi Tedris Usulü, Ders Tatbikatı, Sosyoloji dersleri, "Öğretmenlik Bilgisi" genel başlığı altında toplanmış ve bu dersler; Toplumbilim, Çocuk ve İş Ruhbilimi, Öğretim Metodu, Eğitim ve İş Eğitimi Tarihi adı altında düzenlenmiştir. Bu meslek derslerinin tümünün, "İş Eğitimi" anlayışı ile düzenlendiği görülmektedir (İlk Öğretmen Okulları Programı, 1938, S.9-34; Köy Enstitüleri Öğretim Programı, 1943, S.132-144).&lt;br /&gt;Köy Enstitülerine, programın geliştirilmesinde olduğu gibi, uygulanmasında da geniş esneklikler tanınmıştır. Ders ve etkinlikler, çalışma koşulları, öğrencilerin yetkinlikleri, öğretmen ve usta öğreticilerin yeterliliği, iklim koşulları, olağanüstü durumların çıkması ve mevsimin gerektirdiği ekim-dikim işleri gibi nedenlerle yoğunlaştırılarak da uygulanabilecektir. Örneğin, kış gelemeden yatakhane, yol, köprü gibi yerler yapılacaktır. Öncelik yaşam hakkının korunması, can ve malın kurtarılmasındadır. Buna karşılık, kışın kurumsal kurumsal derslere daha çok zaman ayrılabilir. Ekin biçme zamanı kurumsal dersler ertelenebilir. Tüm bu nedenler, kimi derslerin yapılmamasını ya da eksik yapılmasını haklı kılmaz. Öğrencilere, yılda birbuçuk ay nöbetleşe "tatil" verilecektir (Köy Enstitüleri Öğretim Programı, 1943, S.1-9).&lt;br /&gt;Kaynak :1. Dr. Niyazi Altunya, Köy Enstitüsü Sisteminin Düşünsel Temelleri, 2. Kuruluşunun 36. Yılında Köy Enstitüleri Özel Sayısı, Yeni Toplum, TÖB-DER Aylık Eğitim Bilim ve Sanat Dergisi, 1976&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-3808756229526290868?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/3808756229526290868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=3808756229526290868' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3808756229526290868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3808756229526290868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/04/ky-ensittlerinin-program.html' title='Köy ensitütülerinin programı'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4156316105597658044</id><published>2008-04-19T17:43:00.000+03:00</published><updated>2008-04-19T17:44:48.517+03:00</updated><title type='text'>Köy ensitütülerinin tarihi</title><content type='html'>Köy Enstitüsü Hareketi ile ilgili gelişmeleri izleyebilmek için, önemli tarihleri satırbaşlarıyla anımsamak pratik yararlar sağlayabilir. Bunlar daha çok önemli düzenleme tarihleridir. Şöyle:&lt;br /&gt;1935 yılında toplanan CHP Büyük Kurultayı, köye ağırlık verme politikasını benimsedi. Atatürk bu politikayı eğitim alanında yürütmek üzere, eski kurmayı Saffet Arıkan'ı Milli Eğitim Bakanı olarak görevlendirdi.&lt;br /&gt;1935 yılında, İsmail Hakkı Tonguç, Bakan Arıkan tarafından MEB İlköğertim Genel Müdürlüğü'ne atandı. (Önce vekâleten, sonra asaleten)&lt;br /&gt;(Saffet Arıkan, Atatürk'ün isteği ve geçerli bir köy eğitimi kurma direktifi ile Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilmiş, çavuşlardan yararlanma ve "Eğitmen" sözcüğü de kendisi tarafından önerilmiştir. Yeni bakan, ilk iş olarak bu konuda yetkili ve güvenilir bir eğitken aramış, yakınlarınca önerilen bu işin gerçek adamını, İsmail Hakkı Tonguç'u bulmuştur.)&lt;br /&gt;1936-37 öğretim yılında, Eskişehir Çifteler Devlet Çiftliğinde ilk Eğitmen Kursu açıldı. Bu kurs 6 ay kadar sürdü. (Kültür Bakanlığı Dergisi, Sayı 20-1, 1937)&lt;br /&gt;Haziran 1937'de 3238 sayılı Köy Öğretmenleri Kanunu çıkarıldı; Eğitmen Kurslarının sayısı çoğaltıldı. 6 - 8 ay süreli bu kurslar, değişik illerde 1948 yılına kadar yinelendi.&lt;br /&gt;1937-38 öğretim yılında Eskişehir / Çifteler ve İzmir / Kızılçullu'da iki Köy Öğretmen Okulu açıldı. Bunlara 1938-39 öğretim yılında Kırklareli / Kepirtepe, 1939-40 öğretim yılında da Kastamonu / Gölköy Köy Öğretmen Okulları eklendi.&lt;br /&gt;7 Temmuz 1939 günü 3704 sayılı yasa çıkarılarak, Eğitmen Kursları ile yeni kurulacak Köy Öğretmen Okulları (Köy Enstitüleri) için arazi sağlandı ve bu kurumlara döner sermaye verildi.&lt;br /&gt;17 Nisan 1940 günü 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu kabul edildi (17 Nisan günü, "Köy Enstitüleri Bayramı" olarak kutlanmaya başlandı). Köy Öğretmen Okulları, Köy Enstitülerine dönüştürüldü ve 1940-41 öğretim yılında 10 yeni Enstitü daha açıldı. Bu sayı 1945-46 öğretim yılına kadar 20'ye çıkarıldı; 1948-49 öğretim yılında bir tane daha açıldı.&lt;br /&gt;19 Haziran 1942 gün ve 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu çıkarılarak, İlköğretim ve Köy Eğitimi Sistemi bütün ayrıntılarıyla düzenlendi. Bu yasa için, İlköğretim Genel Müdürlüğünce (Kuşkusuz Tonguç'un öncülüğünde) hazırlanıp 30.11.1943 günü ilgililere duyurulan Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu İzahnamesi ile Köy Enstitüsü sisteminin amacı, felsefesi, örgütlenişi, görevlerinin nitelikleri ve sorumlulukları ayrıntılarıyla belirlendi.&lt;br /&gt;1942 yılında Ankara / Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde, Köy Enstitülerine öğretmen, yönetici, denetmen; ülkeye köy araştırmacısı yetiştirmek üzere, Köy Enstitülerinin en yetkin öğrencilerini alıp yetiştiren üç yıl süreli Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.&lt;br /&gt;Köy Enstitüleri Eğitim Programı 6 yıllık bir denemeden sonra, 1943 yılında yürürlüğe konuldu.&lt;br /&gt;1945 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile 1954 yılına kadar sürecek bir plan yapılarak, 10 yıllık bir İlköğretim Seferberliği ilan edildi.&lt;br /&gt;1946 yılında yapılan genel seçim sonucunda CHP'nin tutucu kanadı iktidara ağırlığını koydu; Hasan Âli Yücel bakanlık görevinden ayrıldı, Tonguç ve ekibi de görevden uzaklaştırıldı.&lt;br /&gt;1947 yılında Köy Enstitüsü Öğretim Programı ve Yönetmeliği değiştirilerek, öğrencilerin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler kaldırıldı; mezunlara arazi ve teçhizat verme uygulaması sona erdirildi.&lt;br /&gt;1947 yılı sonlarında Yüksek Köy Enstitüsü kapatılarak öğrencileri başka okullara nakledildi. Yüksek Köy Enstitüsü mezunlarından bazıları "solcu" oldukları gerekçesiyle, yedek subay okulunda, "çavuş" çıkarıldı.&lt;br /&gt;1948 yılında Eğitmen Kurslarına son verildi ve birçok eğitmen de görevden uzaklaştırıldı.&lt;br /&gt;1950'den sonra Köy Enstitülerinin kız öğrencileri ayrılarak, Kızılçullu ve Beşikdüzü Köy Enstitülerinde toplandı. Sonra Kızılçullu kapatılıp öğrencileri Bolu Kız Öğretmen Okuluna aktarıldı. Aynı yıllarda 4 enstitüdeki Sağlık Kolu kapatıldı.&lt;br /&gt;1951 yılında Köy Enstitülerinin öğretim süresi 5 yıldan 6 yıla çıkarıldı.&lt;br /&gt;1953 yılında Köy Enstitüleri Programı ile İlköğretmen Okullarının programları birleştirildi.&lt;br /&gt;1954 tarih ve 6234 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri, İlköğretmen Okulu'na dönüştürüldü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4156316105597658044?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4156316105597658044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4156316105597658044' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4156316105597658044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4156316105597658044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/04/ky-ensittlerinin-tarihi.html' title='Köy ensitütülerinin tarihi'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6046628238938423098</id><published>2008-04-16T12:02:00.000+03:00</published><updated>2008-04-16T12:06:49.858+03:00</updated><title type='text'>Türban ve Atatürk</title><content type='html'>TÜRBAN VE ATATÜRK &lt;br /&gt;...      Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?         Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir." &lt;br /&gt; Gazi Mustafa Kemal Atatürk&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6046628238938423098?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6046628238938423098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6046628238938423098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6046628238938423098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6046628238938423098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/04/trban-ve-atatrk.html' title='Türban ve Atatürk'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-991921471836392094</id><published>2008-04-06T13:47:00.002+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:11.220+02:00</updated><title type='text'>Türkçeye Nasıl Fransız Kaldık?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R_irI-qN4sI/AAAAAAAAAD4/EBarSfb7LUI/s1600-h/yuzdeyuzturkiyeqw0.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5186083141664498370" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R_irI-qN4sI/AAAAAAAAAD4/EBarSfb7LUI/s400/yuzdeyuzturkiyeqw0.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Benin, Burkina Faso, Kamerun, Merkezi Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti, Gabon, Guinea, Fildişi Sahili, Madagaskar, Mali, Moritanya, Nijerya, Ruanda, Senegal, Tago, Tunus ve Fas.&lt;br /&gt;Sıraladığımız ülkelerin en belirgin ortak özelliği sorulmuş olsaydı, belki çoğumuzun aklına gelen ilk cevap “Bu ülkeler Afrika’da yer alıyor” olurdu. Evet doğru. Ama bir ortak özellikleri daha var ki, Afrika’da yer almak kadar belirgin ve ayırt edici: Frankofon ülkeler ailesine mensup olmaları.&lt;br /&gt;Frankofon kelimesin aslı “La Francophonie.” Anlamı kısaca “Fransızca konuşan” demek. Uluslararası camiada “Frankofon Ülkeler” denilince, tıpkı yukarıdaki zikrettiğimiz ülkelerde olduğu gibi, 18 ülkede Fransızca resmî dil olarak kullanılıyor. Ayrıca 57 ülkede Fransızca ya ikinci dil, ya da yaygın olarak kullanılmakta.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Afrika’daki Fransızca konuşulan toplam yerleşim alanı ABD’den daha büyük. Bu ülkelerdeki toplam nüfus ise 254 milyon. Bu rakam ise çeyrek milyar insanın doğrudan veya dolaylı olarak Fransızcayı ortak iletişim aracı olarak kullandıkları anlamına geliyor. Kısaca bu kadar geniş bir alanın ve sayılmayacak kadar çok farklılıkların bulunduğu bir bölgenin ortak paydasını oluşturuyor Fransızca.&lt;br /&gt;Kısaca “Frankofon” olma özelliği saydığımız bu ülkelerde yaşayan insanlar kendi öz dillerine “Fransız” kalmış durumdalar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki ya biz?&lt;br /&gt;Little Big, Big Star, Marko Delli, Conan Jeans, Lee, Weber Jeans ve Galila Restaurant, LC Waikiki, Rodi, Big Free, Tifanny, Cotton Shop, Benson Jeans, McDonald’s, Burger King, Pizza Hut, Domino’s Pizza, Carousel, Galleria, Capitol, Atrium, Carrefour, Groseri Market, Coiffeur Angle gibi telaffuzda bile zorlandığımız belki binlerce isim…&lt;br /&gt;Rainbow Kasabı, Kadir Has Center, Dürüm Land, Cafe Beyzade, Galaxy Alışveriş Merkezi, Ev Shop, Yeşil Plaza, Vatan Computer gibi yarı Türkçe isimler…&lt;br /&gt;CoonDra (Kundura), Mardini (Mardin), Velini (Veli), Efendy (Efendi), Eskidji (Eskici), Laila (Leyla), Kiosk (Köşk), Zift (Zift), Ramsey (Remzi) gibi Türkçeden bozma yabancı isimler…&lt;br /&gt;Sakashi (Salih Kaya isminin ilk heceleri ile Japon malı havasını veren ‘shi’ eki), Yu-Ma-Tu (Yunus, Mahmut ve Tuncer isimli üç kardeşin isimlerinin ilk heceleri), BEMS (Baba, Emine, Mustafa ve Sabri isimlerinin ilk harfleri) gibi yabancı havası verilen isimler…&lt;br /&gt;Sokaklarda, caddelerde gördüklerimiz, günlük konuşmalarımız, gazetemiz, dergimiz, yiyip–içtiğimiz pek çok şey yabancı. Ama bir gerçek var ki, biz artık o yabancı şeylere artık hiç de yabancı değiliz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yabancılaşma, artık hiç yadırganmaz durumda. Belki de kaçınılmaz veya sıradan görülüyor. Yabancılaşmanın veya gönüllü işgal altına girmenin temelinde yatan gerekçe veya gerekçeler hakkında epey madde sıralayabiliriz. Bizdeki yabancı hayranlığından, hayatın hemen her aşamasında yağmur misali karşımıza çıkmasına kadar yüzlerce sebep bulabiliriz.&lt;br /&gt;Bu sebeplerin en önde gelenlerinden birisi, toplum olarak, bir şekildeki kullanımlarda çok istekli oluşumuz olsa gerek. Duyduğumuz yabancı bir kelimeyi kullanırken ilk birkaç denemede hafiften bir yabancılık çeksek de, çok geçmeden o kelimelerin Türkçe karşılıklarını unutuyoruz. Derken dildeki bu dönüşüm tabelalara da yansıyor. Tabelalar yabancılaştıkça, insanlarda daha fazla yabancı hayranlığı oluşuyor. Yabancı hayranlığı daha fazla yabancı kelime kullanmayı doğuruyor. Ve bir kısır döngü devam edip gidiyor. Şimdi bu kısır döngünün başladığı tarihlere doğru kısa bir seyahat yapalım.&lt;br /&gt;İlânât&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1838 yılında İngilizlerle yapılan Ticaret Sözleşmesi gereği, Osmanlı pazarlarına İngiliz malları hızla girmeye başladı. Kısa zamanda diğer Avrupa ülkeleriyle yapılan ticaret sözleşmeleri ile kumaşından işlenmiş derisine, mobilyasından züccaciyesine, hatta askerler ve devlet memurları için özel olarak üretilen kıyafetlere varıncaya kadar ürünler Osmanlı insanının önüne sunuldu. Adı geçen sözleşmeyle, Osmanlı toplumunu büyük bir pazar olarak gören Avrupalı tüccarlar, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Anadolu’da da bir tüketim toplumu oluşturmak için harekete geçmişlerdi. Bunun için Avrupa patentli ne varsa, gerekli-gereksiz demeden Osmanlı pazarlarına bu ürünleri taşımaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Avrupalı tüccarların kullandıkları en etkili yöntem o dönemlerde yayınlanan gazetelere reklâm vermek idi. O dönemin karşılığıyla “ilânât,” yani reklâmlar yoluyla kendi ürünlerini, üstelik kendi verdikleri isimlerle Osmanlı insanına çok geçmeden kabul ettirdiler. Piyano, çikolata, sigorta, mıknatıs, lokanta, vida, fanila, kablo, vapur, tiyatro, balkon gibi bize artık hiç yabancı gelmeyen kelimeler günlük hayatta sık sık kullanılmaya başladı. Hatta o günün insanlarınca bilinen “Medicamants Nouveoux” (Yeni İlâçlar) gibi ifadeler hiç çekinilmeden reklâmlarda kullanılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Batılı tüccarların kendi ürünlerini tanıtmak ve markalarını zihinlerde yerleştirmek için o dönemde kullandıkları bir başka ilginç yöntem de mektupların kullanılmasıydı. Osmanlı topraklarındaki ticaretle uğraşan meslektaşlarına veya yakın dostlarına gönderdikleri mektupların üst kısımlarına, sattıkları ürünün ismi veya markasını da yapıştırıyorlardı.&lt;br /&gt;Gazetelerden mektuplara kadar hemen her alanda Osmanlı sınırları içinde hızla yayılan yabancı ürünler ve markalar, yeni bir tabela kültürünü de ortaya çıkarmıştı. Vitrin camlarında, dükkânların tabelalarında gerek Arap harfleriyle, gerekse Latin harfleriyle yazılan isimler bambaşka bir dili günlük hayata yerleştirmeye başlamıştı. 19 Temmuz 1918 tarihini taşıyan ve İstanbul’da yayınlanan Yeni Mecmua isimli derginin, “Zavallı Türkçe” başlıklı başyazısında bu yeni dil şiddetle eleştiriliyordu. Yazı, belki o dönemin sadece Beyoğlu semtinde yaşananları aktarıyordu. Ama bugün ülkemizin kasabalarına, hatta köylerine varıncaya kadar gözlemlenen tabloyu aynen aktarıyor gibi. Bazı ifadeleri aktaralım:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Bizim memlekette en az bilinen, sarfu nahvi her gün hırpalanan bir lisan varsa Türkçe’dir. Bunu mübalâğa mı zannediyorsunuz? O halde biraz etrafınıza göz gezdiriniz. Mağazaların yekpare iri camları üstündeki yazılı satırlara, duvarlara yapıştırılmış sarı, mor, pembe kâğıtlı ilânların kocaman harflerine… Beyoğlu’ndaki kibar moda mağazalarının ucuzluk ilânlarına bakınız.”&lt;br /&gt;Reklâmlar yoluyla yeni teknolojiler ve yeni ürünlerle birlikte, Osmanlı toplumuna yeni anlayışlar, yeni alışkanlıklar, kısacası yeni yaşama biçimleri de gelmişti. Gelen bir şey daha vardı: Yeni bir dil.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Batılı tüccarlar ürünlerine olan güveni sağlayabilmek için, insanımızda o dönemlerde filizlenmeye başlayan Batı hayranlığını çok iyi kullandılar. Duvar kâğıtları, çatal-kaşık, dikiş makinesi, züccaciye, giyim-kuşam, yeni teknolojik ürünler reklâmlar aracılığıyla ballandıra ballandıra anlatılırken, bu ürünleri kullanmanın çok önemli bir saygınlık kaynağı olduğu vurgulanıyordu. Bir ürün tanıtılırken hangi ülkede üretildiği de mutlaka söylenenler arasındaydı. İngiliz veya Alman malı olduğu, Fransa’dan veya Amerika’dan getirildiği belirtilmeden geçilmiyordu. Artık insanlar aldıkları bir ürünü yakınlarına büyük bir gurur içinde, “Frengistan malı,” “nev icad,” “yeni icad,” “Avrupa işi” ve “dünyaca ünlü” gibi ifadelerle anlatmaya başlamışlardı. Ve artık görülen her bir &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yeni ürün “Vay be, adamlar ne güzel yapmışlar!” sözleriyle yâdedilir oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neler değişti?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir zamanlar yabancı isim ve markaları gazetelerde, duvar afişlerinde, dükkânların tabela ve vitrinlerinde gören insanımız, 1950 yılından itibaren radyonun yaygınlaşmasıyla daha fazla markayla tanışma fırsatı buldu. Tanıştığı her yabancı marka insanımızın Batı hayranlığını daha da arttırdı. Bu hayranlığa paralel olarak, lüzumlu–lüzumsuz ayırdetmeksizin daha fazla Batılı ürün piyasalara sürüldü. 1970’li yıllarda yavaş yavaş yaygınlaşan televizyon yayını yine aynı yönde hizmet etti. 24 Ocak 1980 tarihi, hem reklâmcılık açısından, hem de yabancı markaların daha da yaygınlaşması açısından çok önemli dönüm noktalarından birisi oldu. Bu tarihte alınan ekonomik kararlar çerçevesinde, ülke içinde yabancı yatırımların gerçekleşmesine yönelik önemli imkânlar sunuluyordu. Kısa zamanda pek çok yabancı firma Türkiye’de yatırım yaptı. İç piyasada daha fazla yer etmek isteyen bu firmalar basın yoluyla yoğun bir reklâm faaliyetine giriştiler. Bu yarış 1990’lı yıllarda hızla çoğalan özel televizyon kanallarıyla iyice kızıştı. Bu reklâm yarışına paralel olarak insanlardaki yabancı markalara olan hayranlığı, bu hayranlık da cadde ve sokaklardaki yabancı isimli dükkân, mağaza, market, kasap, saatçi, kırtasiyeci, ayakkabıcı ve daha pek çok satış yerini hızla arttırdı.&lt;br /&gt;Türkçeye Fransız kaldık&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık 2000’li yıllardayız. Yabancı marka hayranlığının ve kullanımının sonu ne zaman gelecek diye merak etme fırsatı dahi bulamadan, bu kez devreye internet girdi. Sokaklarda, caddelerde gördüklerimiz, günlük konuşmalarımız, gazetemiz, dergimiz, yiyip–içtiğimiz pek çok şey yabancı. Ama bir gerçek var ki, biz artık o yabancı şeylere hiç de yabancı değiliz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaynak: &lt;a title="www.velisirim.com" href="http://www.velisirim.com/"&gt;http://www.velisirim.com/&lt;/a&gt;&lt;a title="http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=" href="http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=1897"&gt;http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=1897&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-991921471836392094?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/991921471836392094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=991921471836392094' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/991921471836392094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/991921471836392094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/04/trkeye-nasl-fransz-kaldk.html' title='Türkçeye Nasıl Fransız Kaldık?'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R_irI-qN4sI/AAAAAAAAAD4/EBarSfb7LUI/s72-c/yuzdeyuzturkiyeqw0.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-2621768587152660111</id><published>2008-03-15T01:37:00.001+02:00</published><updated>2008-03-15T01:45:55.314+02:00</updated><title type='text'>18mart ÇANAKKALE ZAFERLERİ</title><content type='html'>Çanakkale Savaşlarında 253.000 şehit veren Türk milleti onurunu, İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in, askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri savaşların kaderinin değişmesinde önemli rol oynamıştır.&lt;br /&gt;Çanakkale İngiliz Başkomutanı General Hamilton, İngiltere Harbiye Başkanlığına yazdığı yazıda Mustafa Kemal’in yüce komutanlığını şöyle övmektedir :&lt;br /&gt;“İngiltere Harbiye Başkanlığına,&lt;br /&gt;niçin geriye çekildiğimizi soruyorsunuz, bütün gerçeği tüm açıklığı ile size bildirmek isterim : Çok cesur muharebe eden, en iyi sevk ve idare edilen asil Türk ordusunun ve Albay Mustafa Kemal gibi dahi bir komutanın karşısında bulunuyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmayalım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;General Hamilton&lt;br /&gt;   Çanakkale İngiliz Başkomutanı&lt;br /&gt;      17.08.1915&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRK :&lt;br /&gt;Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mayıs 1915 / Arıburnu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA KEMAL’İN YÜCE MİLLETİMİZE BAĞIŞLANDIĞI AN&lt;br /&gt;( Kendisi anlatıyor. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ağustos 1915. Conkbayırı’nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. Tümen komutanı ve diğer subaylarımı çağırdım.&lt;br /&gt;Mutlaka düşmanı mağlup edeceğimize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 – 30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30’da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu.&lt;br /&gt;Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.&lt;br /&gt;Aynı gün gece, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşaya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler.&lt;br /&gt;Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale’nin geçilemeyeceğini iyice anlamış oldular.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;NOT :&lt;br /&gt;- Liman von Sanders’in 10 Ağustos 1915 gecesi Mustafa Kemal’e hediye ettiği altın saat Anıtkabir Müzesinde bulunmaktadır.&lt;br /&gt;- Mustafa Kemal’in kalbinin üzerinde parçalanan saat Almanya’da Soudus aile koleksiyonundadır.&lt;br /&gt;- Yukarıdaki anı, Ruşen Eşref Ünaydın ve A.Afetinan’dan alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMETÇİĞİN ÇANAKKALE SAVAŞI’NI KAZANDIRAN YÜKSEK KARAKTERİ&lt;br /&gt;( Kendisi anlatıyor. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bombasırtı olayı ( 14 Mayıs 1915 ) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulamamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kuşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’anıkerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse kelimeişahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ&lt;br /&gt;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin&lt;br /&gt;Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.&lt;br /&gt;Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,&lt;br /&gt;O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.&lt;br /&gt;Kafa göz,gövde,bacak,kol,çene,parmak,el ayak&lt;br /&gt;Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,&lt;br /&gt;Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker&lt;br /&gt;Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.&lt;br /&gt;Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?&lt;br /&gt;Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.&lt;br /&gt;M.AkifERSOY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  BİR YOLCUYA&lt;br /&gt;Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın&lt;br /&gt;Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.&lt;br /&gt;Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın&lt;br /&gt;Bir vatan kalbinin attığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda&lt;br /&gt;Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda&lt;br /&gt;İstiklal uğrunda, namus yolunda&lt;br /&gt;Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tümsek, koparken büyük zelzele,&lt;br /&gt;Son vatan parçası geçerken ele,&lt;br /&gt;Mehmet'in düşmanı boğduğu sele&lt;br /&gt;Mübarek kanının kattığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün ki, haşre dek kemiğin, etin&lt;br /&gt;Yaptığı bu tümsek, amansız çetin&lt;br /&gt;Bir harbin sonunda bütün milletin&lt;br /&gt;Hürriyet zevkini tattığı yerdir.&lt;br /&gt;Necmettin Halil ONAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-2621768587152660111?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/2621768587152660111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=2621768587152660111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2621768587152660111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2621768587152660111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/03/18mart-anakkale-zaferleri.html' title='18mart ÇANAKKALE ZAFERLERİ'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-5390530345301641282</id><published>2008-03-12T18:05:00.000+02:00</published><updated>2008-03-12T18:08:52.553+02:00</updated><title type='text'>12 mart istiklal marşımızın kabulü</title><content type='html'>İSTİKLAL MARŞI&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.istanbul.gov.tr/Portals/Ata/Docs/istiklal.mp3"&gt;İSTİKLAL MARŞI *.mp3 (985 kb)&lt;/a&gt; (*)&lt;br /&gt;Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;&lt;br /&gt;Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.&lt;br /&gt;O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;&lt;br /&gt;O benimdir, o benim milletimindir ancak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!&lt;br /&gt;Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?&lt;br /&gt;Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...&lt;br /&gt;Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.&lt;br /&gt;Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!&lt;br /&gt;Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.&lt;br /&gt;Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,&lt;br /&gt;Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.&lt;br /&gt;Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,&lt;br /&gt;'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın&lt;br /&gt;.Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.&lt;br /&gt;Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...&lt;br /&gt;Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:&lt;br /&gt;Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.&lt;br /&gt;Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:&lt;br /&gt;Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?&lt;br /&gt;Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!&lt;br /&gt;Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,&lt;br /&gt;Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:&lt;br /&gt;Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.&lt;br /&gt;Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,&lt;br /&gt;Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,&lt;br /&gt;Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,&lt;br /&gt;Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;&lt;br /&gt;O zaman yükselerek arşa değer belki başım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!&lt;br /&gt;Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.&lt;br /&gt;Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:&lt;br /&gt;Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;&lt;br /&gt;Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Akif ERSOY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası &amp;amp; Devlet Çoksesli Müzik Korosu Şef Rengim Gökmen (Bit Değeri 128kbps, 2 Kanal (stereo), Ses Örnekleme 44khz)&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.istanbul.gov.tr/?pid=393#enust"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ&lt;br /&gt;23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu'yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Meclis bu ortamda, yeni kurulan Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor.&lt;br /&gt;Katılımcılara 6 ay süre veriliyor.&lt;br /&gt;İstiklal Marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. O zamanki adıyla Maarif Vekaleti, yani Milli Eğitim Bakanlığı, bu şiirleri değerlendirmek için bir komisyon kuruyor. O dönemin Türkiye'sinde iletişim olanaklarının neredeyse sıfır olduğu bir ülkede yarışmaya katılan 724 şiir tek tek okunuyor, içlerinden 6 şiir elemeyi geçip Meclis Matbaası tarafından bastırılıyor ve milletvekillerine dağıtılıyor.&lt;br /&gt;Ayrıca kazanan şiir için 500 lira ödül var. O zaman için çok büyük bir para.&lt;br /&gt;O sırada Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ankara' da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan ünlü şairimiz Mehmet Akif (Ersoy)' dan da bir şiir istiyor.&lt;br /&gt;Bunun üzerine Mehmet Akif Bey "Ben mebusum (milletvekiliyim), müsabakaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm" diyor.&lt;br /&gt;Evinde yazmaya başlıyor ve "Kahraman ordumuza" ithaf ettiği şiir bittiğinde, Maarif Vekaleti' ne teslim ediyor.&lt;br /&gt;Böylece yarışmaya 7. şiir de katılmış oluyor.&lt;br /&gt;Müsabaka sonuçlanıyor. Mehmet Akif Bey' in şiiri Meclis kürsüsünden Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından büyük bir coşkuyla okunuyor.&lt;br /&gt;Büyük tezahürat ve alkışlar arasında ve oybirliği ile İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor.&lt;br /&gt;Tarih 12 Mart 1921.&lt;br /&gt;İstiklal Marşı şiiri kabul edildikten hemen sonra, kürsüden bir kez daha okunuyor ve bütün milletvekilleri bu kez ayakta dinliyor. Meclis yetkilileri birkaç gün sonra Mehmet Akif Bey' e 500 liralık para ödülünü vermeye geliyorlar. Almayı reddediyor.&lt;br /&gt;"Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir" diyor.&lt;br /&gt;Meclis yetkilileri ısrar ediyor. "Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın" diyorlar.&lt;br /&gt;Mehmet Akif Bey bunun üzerine parayı alıyor ve hastanede yatmakta olan gazilerimize bağışlıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.istanbul.gov.tr/?pid=393#enust"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İSTİKLAL MARŞI’NIN ŞAİRİ&lt;br /&gt;Mehmet Akif Ersoy 1873 yılında İstanbul’da doğdu. 27 Aralık 1936’da aynı kentte vefat etti.&lt;br /&gt;Mehmet Akif ilköğrenimine Fatih'te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı. Maarif Nezareti'ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi'ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye'de "Hürriyetçi" öğretmenlerinden etkilendi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye'nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa'nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı.&lt;br /&gt;Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı. 1889'da girdiği Mülkiye Baytar Mektebi'ni 1893'te birincilikle bitirdi. Ziraat Nezareti (Tarım Bakanlığı) emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında veteriner olarak dolaştığı Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da köylülerle yakın ilişkiler kurma olanağı buldu. İlk şiirlerini Resimli Gazete'de yayımladı. 1906'da Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907'de Çiftçilik Makinist Mektebi'nde hocalık yaptı. 1908'de Dârülfünûn Edebiyat-i Umûmiye hocalığına tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı.&lt;br /&gt;1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Eşref Edip'in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve sonra Sebilürresad dergilerinde sürekli yazılar yazmaya, şiirler ve çağdaş Mısırlı İslam yazarlarından çeviriler yayımlamaya başladı. 1913'te Mısır'a iki aylık bir gezi yaptı. Dönüşte Medine'ye uğradı.&lt;br /&gt;Bu gezilerde İslam ülkelerinin maddi donatım ve düşünce düzeyi bakımından Batı karşısındaki zayıflıkları konusunda görüşleri pekişti. Aynı yılın sonlarında Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalı Ziraat Mektebi'nde kitabet ve Darülfünun’da edebiyat dersleri vermeye devam etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine değil, sadece olumlu bulduğu emirlerine uyacağına dair and içti.&lt;br /&gt;I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gizli örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa tarafından Berlin'e gönderildi. Burada Almanların eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptı. Çanakkale Savaşı'nın akisini Berlin'e ulaşan haberlerden izledi. Batı uygarlığının gelişme düzeyi onu derinden etkiledi.&lt;br /&gt;Yine Teşkilât-ı Mahsusa'nın bir görevlisi olarak çöl yoluyla Necid'e ve savaşın son yılında profesör İsmail Hakkı İzmirliyle birlikte Lübnan'a gitti. Dönüşünde yeni kurulan Dâr-ül Hikmetül İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine getirildi.&lt;br /&gt;Savaş sonrasında Anadolu'da başlayan ulusal direniş hareketini desteklemek üzere Balıkesir'de etkili bir konuşma yaptı. Bunun üzerine 1920'de Dâr-ül Hikmet'teki görevinden alındı. İstanbul Hükümeti Anadolu'daki direnişçileri yasa dışı ilan edince Sebilürresad dergisi Kastamonu'da yayımlanmaya başladı ve Mehmet Akif bu vilayette halkın kurtuluş hareketine katkısını hızlandıran çalışmalarını sürdürdü.&lt;br /&gt;Nasrullah Camii'nde verdiği hutbelerden biri Diyarbakır'da çoğaltılarak bütün ülkeye dağıtıldı.&lt;br /&gt;Burdur mebusu sıfatıyla TBMM'ye seçildi. Meclis'in bir İstiklâl Marşı güftesi için açtığı yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri beklenilen başarıya ulaşamayınca maarif vekilinin isteği üzerine 17 Şubat 1921'de yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart'ta birinci TBMM tarafından kabul edildi. Mehmet Akif Ersoy 27 Aralık 1936'da İstanbul'da öldü.&lt;br /&gt;Mehmet Akif'in 1911'de 38 yaşında iken yayımladığı ilk kitabı Safahat bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Fransız romantiklerinden Lamartine'i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas Fils'i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren manzum hikâye biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Ancak, sahip olduğu köklü edebiyat kaygısı onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif'in şiir anlayışı Batılı, hatta o dönemde Batı'da bile örneklerine az rastlanacak ölçüde gerçekçidir.&lt;br /&gt;Konuşma diline yaşlandığı için kolayca yazılıvermiş izlenimi veren şiirleri biçime ilişkin titiz bir tutumun örnekleridir. Hem aruzdan doğan bağların üstesinden gelmiş, hem de şiirin bütününü kapsayan bir iç musiki düzenini gözetmiştir.&lt;br /&gt;Dilde arılaşmadan yana olan tutumunu her şiirinde biraz daha yalın bir söyleyişi benimseyerek somutlukla ortaya koymuştur. Mehmet Akif geleneksel edebiyatın olduğu kadar, Batı kültürünün değerleriyle etkileşimi kabul eder, ancak Doğu'ya ya da Batı'ya öykülenmeye şiddetle karşı çıkar.&lt;br /&gt;Çünkü her edebiyatın doğduğu toprağa bağlı olmakla canlılık kazanabileceği ve belli bir işlevi yerine getirmedikçe değer taşımayacağı görüşündedir. Gerçekle uyum içinde olmayı her şeyin üstünde tutar.&lt;br /&gt;Altı yüzyıllık seçkinler edebiyatının halktan uzak düştüğü için bayağılaştığına inanır. İçinde yaşanılan toplumun özellikleri göz önüne alınmadan Batılı yeniliklere öykünmenin doğrudan doğruya edebiyata zarar vereceği anlayışına bağlı kalarak "Sanat sanat içindir" görüsüne karşı çıkmış, "Libas hizmetini, gıda vazifesini" gören bir şiiri kurma çabasına girişmiştir. Bu yüzden toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir.&lt;br /&gt;Bu kaygıların sonucu olarak yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler Türk edebiyatında ilk kez Mehmet Akif tarafından yazılmıştır. Mehmet Akif şiirinin yaşadığı dönemde ve sonrasında önemini sağlayan bu gerçekçi tutumudur. Bu şiirde düş gücünün parıltısı yerini gözle görülür, elle tutulur bir yapıya bırakmıştır.&lt;br /&gt;Şairin nazım diline bu dilin özgül niteliğini bozmaksızın elverişli olduğu gelişmeyi kazandırması, aruz veznini yumuşatmayı, başarmasıyla mümkün olmuştur.&lt;br /&gt;Bu aynı zamanda Türkçe'nin şiir söylemedeki olanaklarının ne ölçüde geniş olduğunu göstermesi demektir.&lt;br /&gt;Mehmet Akif dilin toplumsal kimliğini öne çıkarmış, üslupta öz günlük ve kişiselliğe ulaşmıştır. Yenilikçi bir şair olarak, yaşadığı dönemde görülen ölçüsüz yenilik eğiliminin bozucu etkilerine, ölçüsü işleviyle bağlantılı bir şiir kurmak suretiyle sinir çekmeye çalışmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-5390530345301641282?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/5390530345301641282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=5390530345301641282' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5390530345301641282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5390530345301641282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/03/12-mart-istiklal-marmzn-kabul.html' title='12 mart istiklal marşımızın kabulü'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-3042645472288318876</id><published>2008-02-23T12:49:00.003+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:11.297+02:00</updated><title type='text'>Şeyh Sait isyanı ve laikliğin önemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R823IVnwN9I/AAAAAAAAADw/xV7ukPG0r_o/s1600-h/ataturk.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5173992900789286866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R823IVnwN9I/AAAAAAAAADw/xV7ukPG0r_o/s400/ataturk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;ŞEYH SAİT İSYANI&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#999999;"&gt;VE&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;LAİKLİĞİN&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#999999;"&gt;ÖNEMİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şeyh Sait İsyanı ve Tetikleyicileri:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Zafer kazanılıp Cumhuriyet ilan edilmişti, genç ve yeni Türk Devleti pek çok alanda atılım yapmış, devrim hareketlerine girişmişti. Ancak Gazi Mustafa Kemal ile yakın arkadaşları arasında anlaşmazlıklar başlamıştı. Bu anlaşmazlıklar temelde saltanat ve hilafetin kaldırılması ile laikliğin gerçekleştirilmesi noktalarından çıkmıştır.Türk zaferinde büyük emeği olan önemli komutanların öncülüğünde bu noktalardan hareketle 17 Kasım 1924’de Terakkiperver (İlerici) Cumhuriyet Partisi kurulmuştur. Partinin ana teması “Parti dinsel düşünce ve inançlara saygılıdır.” olmuştur. Kimse kimsenin dinsel düşünce ve inançlarına karışmadığı bir ortamda bunu Cumhuriyeti daha da ileriye götürmek adına söylemek düşündürücüdür. Partinin benimsediği bir başka ilke, özgürlükçülük ve halk egemenliğini kabul etmek ancak bunların kendiliğinden gelişimi kuralına bağlı kalmaktı. TBMM’de etkin olmayan parti meclis dışına taşarak basın-yayın organlarının de etkisiyle kısa sürede saltanat ve hilafet yanlıları ile Cumhuriyet karşıtlarını bünyesinde toplamıştır. İnkılâp hareketlerinin karşısında duran bu parti, şüphesiz İngilizlerin de işine yaradı. İngilizler Musul’u bize bırakmak istemiyor ayrıca Doğu’da da bizden toprak koparmak istiyorlardı. Bunun için kandırdıkları kişileri Doğu Anadolu’da ajan olarak kullanıyorlardı. Burada dağılan Kürt Teali (Yükseltme) Cemiyetinin uzantılarının faaliyetlerine halen devam ettiğini de belirtmek isterim. Osmanlı’nın önem vermediği Doğu yurdun en geri ve en cahil yeri olmuş ve bu da oradakilerin dini duygularını sömürmeyi daha kolay kılmıştır. Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin ilk şubesi de Urfa’da açılmıştı. Doğu’da Kürt Devleti kurmak isteyen İngilizlerin ajanları partinin içine sızmış, halkı bölücülük yapmaya ve din, iman elden gidiyor diyerek harekete geçmeye çağırıyorlardı. Partinin ilke ve söylemleri de bu yöndeki propagandaları kolaylaştırmıştı. Nihayetinde yörede tanınmış ve etkili bir isim olan Şeyh Sait’in öncülüğünde Şeyh Sait İsyanı 13 Şubat 1925’da Doğu Anadolu’da Piran’da başladı. İlerleyerek kuzeyde Erzurum, güneyde Diyarbakır önlerine dek gelen isyancılar üzerlerine giden birlikleri yendiler. Başbakanlığa getirilen İsmet Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak gerekli hazırlıkları yapıp bazı bölgelerde sıkıyönetim ilan edildikten sonra Nisan sonuna kadar ayaklanma bastırıldı. Şeyh Sait ve isyancı elebaşları İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak, hak ettikleri cezalara çarptırıldılar. Ata’nın nutkunda programını en hain kafaların ürünü olarak nitelendirdiği ve yurtta can kıyıcıların, gericilerin sığınağı ve dayanağı olduğunu söylediği Terakkiperver Cumhuriyet Partisi 5 Haziran 1925’de ayaklanmadaki rolü nedeniyle kapatılmıştır. Şeyh Sait İsyanı Musul’a harekât hazırlığında olan Türk ordusunu meşgul etmiş ve yıpratmış, genç Cumhuriyet rejimini ve ülkenin bütünlüğünü tehdit etmiştir. Din ve dini duyguların sömürülmesinin ve de çıkarlara alet edilmesinin bir örneği olan bu isyan, Musul davasında ülkemizi zora sokan ve İngilizlerin elini güçlendiren niteliğiyle; Terakkiperver Cumhuriyet Partisi de İngilizlerin Musul ve Doğu Anadolu’daki emellerine alet oluşuyla tarihe düşen kara birer lekedir. İşte Laiklik tamda bu noktada varlılığın gerekliliğini kanıtlamaktadır.Şunu da belirtmek gerekir ki, bu isyan yurt çapında eğitim ve öğretim alanında bir atılım yapılması ile yurdun her yöresinde kalkınmanın önemini göstermiş; cehaletin ve geri kalmışlığın ortaya çıkarabileceği durumları da ortaya koymuştur. Genç ve yeni Türk Devleti eşsiz liderinin önderliğinde bu eksik yönlerde harekete geçmiştir. Laiklik ve Anayasaya GirişiLaiklik Türk inkılâbının temel taşıdır ve Türk inkılâbının mihveri olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bütün İslam dünyası içinde laikliği tam olarak gerçekleştirebilmiş ilk ve tek ülkedir. Laiklik 5 Şubat 1937’de Anayasamıza girmiştir. Laikliği iki alt başlıkta inceleyebiliriz: -Din hürriyeti -Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıDin hürriyeti vicdan ve ibadet özgürlüklerini içerir. Anayasanın 24. maddesi bu özgürlükleri güvence altına almıştır. Bu madde “Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” demekte ve bireylerin istediği bir dini benimseme ya da herhangi bir dini benimsememe hürriyetine sahip olduğunu açıkça belirtmektedir. Yine bu hükmün bir garantisi olarak aynı maddede “Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” denmektedir. Kişinin vicdanına hiç kimse hiçbir kurum müdahale edemez. Anayasamız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlamadığı sürece; ibadet, dini ayin ve törenleri serbest bırakmıştır.Görüldüğü gibi laiklik dini engelleyen, inkâr eden bir anlayış değil, aksine din hürriyeti ile bunun gereği vicdan ve ibadet özgürlüğünün teminatıdır.Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını dört maddede irdeleyebiliriz. Bunlar:1-Resmi devlet dininin olmaması: 1924 Anayasası’nda 1928 yılında yapılan değişiklikle “Devletin dini, din-i İslam’dır.” ifadesi Anayasadan çıkartılmıştır. Devletin resmi dini olmaması dinsiz devlet demek değil, tam tersine her dine, her inanca saygılı devlet demektir. Laik devlet bir dinin kurallarını vatandaşlarına benimsetmek için faaliyette bulunup, zorlayıcı olamaz.2-Tüm dinlerin mensuplarına devletçe eşit davranılması: Devletin hangi dine, hangi inanca sahip olursa olsun tüm vatandaşlarına kanun önünde eşit davranmasıdır. Anayasamızın Kanun Önünde Eşitlik başlıklı 10. maddesi; dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplerle ayrım yapılmaksızın herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirtmiştir.3-Din ve devlet kurumlarının birbirinden ayrılması: Laik devlet gerek dine bağlı devlet, gerekse devlete bağlı din sistemlerini reddeden, din ile devlet işlerini bütünüyle birbirinden ayıran yönetim sistemi olduğuna göre devlet kurumları devlet fonksiyonunu din kurumları da din fonksiyonunu icra ederler.4-Devlet yönetiminde din kurallarının etkisizliği: Elbette laik devlette devlet yönetimi din ve dini kurallara değil toplumsal ihtiyaç, akılcılık ve bilime dönük olmalıdır. Bunun iki yolu vardır. İlki devlet işlerinin din kurallarına uygun olma gibi bir zorunluluğun bulunmaması, diğeri de devlet yönetiminde bir düzenleme yapılırken bunun din kurallarından yola çıkılarak yapılmamasıdır.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı ve zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi laikliğe aykırı mıdır?Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devlet teşkilatı içinde varlığı, Türkiye ölçeğinde düşünüldüğünde ve de din hizmetlerinin cemaat yapılanmaları yerine devlet kontrolünde olmasının faydası ele alındığında, laikliği zayıflatıcı değil güçlendirici bir nitelik taşır. Zaten Anayasamız Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinecek şekilde görevlerini yerine getireceğini açıklamıştır.Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi, tüm belli başlı dinlerden, inançlardan tarafsız bir dille bahsetme ve tanıtıcı bilgiler verme amacını taşıdığı sürece laiklik ilkesi açısından bir aykırılık teşkil etmez.Laiklik ilkesi Anayasamızın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılmış ve 4. maddesi ile de diğer Cumhuriyet nitelikleriyle birlikte güvence altına alınmıştır. Ayrıca Anayasanın başlangıç metni ile birçok maddesinde laiklik ilkesini destekleyen, ihlalini de engelleyen hükümler yer almaktadır. Laiklik ilkesinin önünü açtığı Türk inkılâp yasaları da Anayasanın 174. maddesi ile korumaya alınmıştır.Laiklik geriliğe, karanlığa karşı ileriyi ve aydınlığı savunur. Laiklik devrimlerin öncüsü ve bekçisidir. Laiklik kişinin din, vicdan ve ibadet özgürlüklerini korkusuzca ve devlet güvencesi altında yaşamasının teminatıdır. Laiklik kişilerin bu haklarını simsarların elinde sömürülmekten kurtarmıştır. Umut ÜZMEZ&lt;br /&gt;Kaynakça:&lt;br /&gt;1-Anayasa Hukuku; Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN, Anadolu Üni. Yay.&lt;br /&gt;2-Atatürk ve Atatürkçülük; Prof. Dr. İsmet GİRİTLİ, Prof. Dr. Hülya BAYKAL, Dr. Murat BAYKAL, DER Yay.&lt;br /&gt;3-TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük; Prof Dr. Ahmet MUMCU, Mükerrem K. SU, MEB Yay.&lt;br /&gt;4-Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi; Prof. Dr. Ahmet MUMCU, Anadolu Üni. Yay.&lt;br /&gt;5-Milli Güvenlik Bilgisi, MEB Yay.&lt;br /&gt;6-TC Anayasası&lt;br /&gt;7-Nutuk; Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;br /&gt;8-www.akintarih.com9-www.ataturk.net&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-3042645472288318876?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/3042645472288318876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=3042645472288318876' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3042645472288318876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3042645472288318876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/02/eyh-sait-isyan-ve-laikliin-nemi.html' title='Şeyh Sait isyanı ve laikliğin önemi'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R823IVnwN9I/AAAAAAAAADw/xV7ukPG0r_o/s72-c/ataturk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-8502067102434317984</id><published>2008-02-18T19:04:00.003+02:00</published><updated>2008-02-23T00:32:35.420+02:00</updated><title type='text'>Akşam gazetesi Yazarı Engin Ardıç'ı kınıyoruz</title><content type='html'>Dünyada emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vererek tüm mazlum milletlere örnek olmuş,&lt;br /&gt;“Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir” diyerek uygar dünyanın hayranlığını kazanmış,&lt;br /&gt;“Savaş, yurt savunması söz konusu değilse bir cinayettir” söylemiyle gönülleri fethetmiş,&lt;br /&gt;“Yurtta barış, dünyada barış” anlayışıyla yüksek insanlık idealinin yolunu göstermiş ve&lt;br /&gt;“Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüyle ulusumuzun birlik ve bütünlüğünün temelini atarak Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuş olan Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’e minnet ve saygılarını sunmak üzere milyonlarca yurttaşımızın severek, koşarak gittiği Anıtkabir ziyaretini şeytan taşlamak veya satanistlerin kedi kurbanı ile bir tutacak kadar saygısız ve edep dışı ifadelerinden dolayı Akşam Gazetesi yazarı Engin Ardıç’ı şiddetle kınıyoruz.&lt;br /&gt;Atatürkçü DüşünceDerneği Genel Merkezi&lt;br /&gt;Özel Trakya Lisesi ADK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-8502067102434317984?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/8502067102434317984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=8502067102434317984' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8502067102434317984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8502067102434317984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/02/akam-gazetesi-yazar-engin-and-knyoruz.html' title='Akşam gazetesi Yazarı Engin Ardıç&apos;ı kınıyoruz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-7481773795012687206</id><published>2008-02-16T22:59:00.000+02:00</published><updated>2008-02-16T23:01:19.797+02:00</updated><title type='text'>Atatürk'ün 10.uncu yıl nutku</title><content type='html'>Cumhuriyet'in Kuruluşunun10. Yıldönümü NedeniyleATATÜRK'ün Nutku:&lt;br /&gt; Türk Milleti!Kurtuluş savaşına başladığımızın 15'inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.Kutlu olsun!Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.Yurttaşlarım!Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.Büyük Türk Milleti, On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaat eden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.Türk Milleti!Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.Ne mutlu Türküm diyene!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ankara, 29 Ekim 1933&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-7481773795012687206?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/7481773795012687206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=7481773795012687206' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7481773795012687206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7481773795012687206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/02/atatrkn-10uncu-yl-nutku.html' title='Atatürk&apos;ün 10.uncu yıl nutku'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-1610888271601905145</id><published>2008-02-15T18:39:00.003+02:00</published><updated>2008-02-15T18:48:03.322+02:00</updated><title type='text'>1.DÖNEM ETKİNLİKLERİMİZ</title><content type='html'>1.Kurulduğumuz hafta bilgisunar sitesi açtık. &lt;a href="http://www.trakyadk.blogspot.com/" target="_blank"&gt;http://www.trakyadk.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2.Çorluadd ile iletişime geçip gençlik kollarında görev aldık.&lt;br /&gt;3.Çorlu Teröre Lanet yürüyüşüne bayraklarımızla katıldık.&lt;br /&gt;4.29 Ekim'de Cumhuriyet ve Eğitim isimli dergi çıkardık.Sayın Yüksel Pişkin ile röportaj yaptık.Dergilerimiz Çerkezköy,Çorlu,Tekirdağ,Lüleburgaz şehirlerinde dağıtıldı.&lt;br /&gt;5.10 Kasımda bir grup arkadaşımız Anıtkabir'de Çorluadd ile Atamızın huzurunda bulundu.Diğer grup ise okulda Atatürk'ü anma törenlerini düzenledi.&lt;br /&gt;6.24kasımda başöğretmen Atatürk temasıyla panoları düzenledik.&lt;br /&gt;7.Atatürkçü düşünce derneğpi kitap kampanyasına katıldık.Topladığımız kitapları Lüleburgaz add şubesine teslim ettik.&lt;br /&gt;8.ADDçorlu şubesi gençlik kolları olarak site açtık ve sitede forum yöneticisi olduk. &lt;a href="http://www.corluaddgencligi.com/" target="_blank"&gt;http://www.corluaddgencligi.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;9.24 ocak Uğur Mumcu'yu anma törenine katıldık.Görev aldık.Tuncay Özkan'ile röpotaj yaptık.Rozet sattık.&lt;br /&gt;10.2şubat ADD trakya şubeleri gençlik kolları toplantısın katıldık.Yine aynı gün bayraklarımızla çorlu laiklik mitingine katıldık.&lt;br /&gt;11.ADDtakvimine göre önemli günleri panolarımızda belirtiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz daha çok şey yapacağız.&lt;br /&gt;Bizimle çalışmak isteyenler bizimle iletişime geçebilirsiniz.....&lt;br /&gt;Doğacan Başaran-ADK yönetim kurulu başkanı&lt;br /&gt;Zuhal İçer-ADK başkan yardımcısı&lt;br /&gt;Çağlar Çelik-ADK üyesi&lt;br /&gt;Güney Sayım-ADK saymanı&lt;br /&gt;Zeynep Akpınar-ADK yazmanı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-1610888271601905145?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/1610888271601905145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=1610888271601905145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/1610888271601905145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/1610888271601905145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/02/1.html' title='1.DÖNEM ETKİNLİKLERİMİZ'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-3360323252363898210</id><published>2008-02-05T20:09:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:11.493+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gençlik kampı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kocatepe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ADK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Afyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ADT'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nazım Hikmet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyuru'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ADD'/><title type='text'>30 Ağustos 2008'de Afyon Kocatepe'de buluşalım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R6rdSFyXpwI/AAAAAAAAADk/us9NJd7MFfo/s1600-h/kocatepe.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164183225594521346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R6rdSFyXpwI/AAAAAAAAADk/us9NJd7MFfo/s400/kocatepe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"...Paşalar onun arkasındaydılar.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;O, saati sordu&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Paşalar: 'Üç', dediler.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;S arışın bir kurda benziyorduVe mavi gözleri çakmak çakmaktı.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yürüdü uçurumun başına kadar,eğildi, durdu&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bıraksalarince, uzun bacakları üstünde yaylanarak&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarakKocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı..."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Atatürkçü gençler, büyük zaferin mimarı ve Türk milletinin yüce önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün, daha çağdaş, daha zengin ve daha akılcı bir toplum için Türk milletine verdiği "İleri!" emrini, milletimizin o tarihteki kıvaç ve özlemiyle yeniden almak için Afyon Kocatepe'de buluşuyor..&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bu bayrağı geleceğe taşımak amacıyla 2007 Ağustos ayında gerçekleştirdiğimiz anlamlı ziyaretimizin çok daha görkemlisini ve bir yenisini 2008'de niye gerçekleştirmeyelim..? Görüşlerinize...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Alaz TETİK &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ADD Gençlik Kolları Bşk Yrd.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-3360323252363898210?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/3360323252363898210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=3360323252363898210' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3360323252363898210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3360323252363898210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/02/30-austos-2008de-afyon-kocatepede.html' title='30 Ağustos 2008&apos;de Afyon Kocatepe&apos;de buluşalım'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R6rdSFyXpwI/AAAAAAAAADk/us9NJd7MFfo/s72-c/kocatepe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-534267099105012850</id><published>2008-01-28T11:55:00.001+02:00</published><updated>2008-01-28T11:57:30.278+02:00</updated><title type='text'>Türkçe'ye sahip çıkmak Türkiye'ye sahip çıkmaktır</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Türkçe'ye sahip çıkmak, Türkiye'ye sahip çıkmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Türkçe konuşalım, Türkçe yazalım. Türkçe Düşünelim. Çünkü dilini yitiren uluslar, yurdunu da yitirirler.* Türkçe giderse Türkiye de gider, eğitim dili yabancı oldukça Türkçe'mizi ve benliğimizi yitiririz. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Adı Türkçe olan ve Türk malları satan işyerlerinden alış veriş yapmaya özen gösterelim.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Güzel Türkçe'mizin korunması ve gelişmesi için hepimize görev düşüyor.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* BEACH PARK, LARA BEACH, Mini City, Yörük's, Boncukchu Çiçek's, Köftechi gibi tarzanca adlar yerine Türkçe adlar istiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Dili karışık ve bozuk olanların, kafaları da düşünceleri de karışık ve bozuk olur.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Böyle giderse, ulusal bilincimizi yitireceğiz; Kazdağları'nda olduğu gibi yer altı kaynaklarımızı, topraklarımızı, bayraklarımızı; kısacası ulusal onurumuzu yitireceğiz. Böyle bir utancı kabul etmemeliyiz. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Uyanalım, uyandıralım, el ele, omuz omuza verelim, dilde yabancılaşma ve yozlaşmaya dur diyelim. Bu ulusal bir görevdir.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;* Asla yılgınlık, teslim olmak yok!... Kendi vatanımızda yabancı durumuna düşmeyelim. Bu kabul edilemez bir durumdur. * Unutmayalım; Büyük sorunlar küçük adımlarla çözülür. Her yurtseverin yapabileceği bir şeyler vardır. Yeter ki isteyelim.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; Çanakkale ADD gençlik kolları basın açıklaması&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; Alıntıdır......&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-534267099105012850?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/534267099105012850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=534267099105012850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/534267099105012850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/534267099105012850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/trkeye-sahip-kmak-trkiyeye-sahip-kmaktr.html' title='Türkçe&apos;ye sahip çıkmak Türkiye&apos;ye sahip çıkmaktır'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-5101611687926909842</id><published>2008-01-28T11:47:00.001+02:00</published><updated>2008-01-28T11:47:58.513+02:00</updated><title type='text'>NEDEN KEMALİSTİM?</title><content type='html'>***Öykü uzun...Küçük Nermin bir yandan Almanca dersleri verirken öte yandan da Türkçe öğrenir. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından yararlanır. İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Gazetecilik yapar... Türkçenin arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Çağdaş Siyaset biliminin Türkiye'ye girmesinde öncülük edenler arasında yer alır.Gün olur, Türkçesinin bozuk olduğunu öne sürerek öğretim üyeliğinden atılmasını isteyenler çıkar....Ama o, tükenmez bir enerji ile ve heyecanla, gençlere birşeyler verme isteğini yitirmez. Uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa Kemal'i savunur, savunur...Oğlunun adını Mustafa Kemal koyar...***Prof. Nermin Abadan-Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki son dersini bundan dört yıl önce verirken aralarında benim de bulunduğum bir grup eski öğrencisi de sınıftaydı. Kimisi profesör, kimisi doçent, kimisi çiçeği burnunda araştırma görevlisi... Deniz Baykal da sonradan yetişmişti.Bir "sürpriz" yapmıştık hocamıza.Duygulandı, ve son dersin sonunda, nefes bile almaya korkarak dinlediğimiz yukarıdaki yaşam hikayesini anlattı... Ve sözlerini şöyle noktaladı:"Ben yurdumu da ulusumu da kendi irademle seçtim!.. Mustafa Kemal olmasaydı, belki benn de olmazdım... Niçin Kemalist olduğumu, niçin milliyetçi olduğumu, öyle sanıyorum ki artık anlamışsınızdır!.."Ben, çok etkilendiğim bu öyküyü o zamanlar yazarken sonunu şöyle bağlamıştım: "Bu sözleri, parası olanlara Bilkent'i, parası olmayanlara Süleymancı yurtlarını gösterenlere adıyoruz..."Bakıyorum da aradan geçen zamanda, ne Nermin Hoca'nın öyküsü güncelliğini yitirmiş, ne de benim altına düştüğüm not...Tıpkı giderek daha güncel, daha gerçek, daha anlamlı olan Mustafa Kemal'in kendisi gibi!..Ahmet Taner KIŞLALI(Cumhuriyet, 15 Kasım 1992)(ATATÜRK'E SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-5101611687926909842?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/5101611687926909842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=5101611687926909842' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5101611687926909842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5101611687926909842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/neden-kemalistim.html' title='NEDEN KEMALİSTİM?'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6214017477765908409</id><published>2008-01-21T19:12:00.001+02:00</published><updated>2008-01-21T19:12:31.238+02:00</updated><title type='text'>Uğur Mumcu-SESLENİŞ</title><content type='html'>Mesaj Sayısı: 156&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.addgenclik.org/index.php?action=profile;u=32"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="mailto:Edi_Maynaki@hotmail.com"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a title="Özel Mesaj (Çevrim dışı)" href="http://www.addgenclik.org/index.php?action=pm;sa=send;u=32"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.addgenclik.org/index.php?topic=47.msg174#msg174"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.addgenclik.org/index.php?topic=47.msg174#msg174"&gt;Sesleniş / Uğur Mumcu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;« : Ağustos 18, 2007, 02:23:05 ÖS »&lt;br /&gt;&lt;a onclick="doQuote(174, 'ca64f3dba41e96152f247e37b93373b3'); return false;" href="http://www.addgenclik.org/index.php?action=post;quote=174;topic=47.0;num_replies=6;sesc=ca64f3dba41e96152f247e37b93373b3"&gt;Alıntı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sesleniş / Uğur MumcuDağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık.Vurulduk ey halkım, unutma bizi...Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım unutma bizi...Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu, insanlık sustu.Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık önlerine. sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...Giresun'daki köylüler, sizin için öldük. Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğudaki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler sizin için öldük. Adana7da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi...Bağımsızlık, Mustafa Kemal'den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komunist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha dik tutabilmekti bütün çabamız. bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.Vurulduk ey halkım unutma bizi...Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eli değmemişti ellerimiz. bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.Asıldık ey halkım, unutma bizi...Bizi öldürenler , bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi...Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi., hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi,unutma bizi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6214017477765908409?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6214017477765908409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6214017477765908409' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6214017477765908409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6214017477765908409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/uur-mumcu-sesleni.html' title='Uğur Mumcu-SESLENİŞ'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-5614955674396320041</id><published>2008-01-21T19:08:00.000+02:00</published><updated>2008-01-21T19:10:56.371+02:00</updated><title type='text'>UĞUR MUMCU ESERLERİ</title><content type='html'>Eserleri- Mobilya Dosyası (Uğur Mumcu'nun ilk Kitabı)&lt;br /&gt;- Suçlular ve Güçlüler                                                               &lt;br /&gt;- Bir Pulsuz Dilekçe                                                                 &lt;br /&gt;- Çıkmaz Sokak                                                                      &lt;br /&gt;- Silah Kaçakçıları ve Terör                                                      &lt;br /&gt;- Ağca Dosyası                                                                     &lt;br /&gt; - Papa - Mafya - Ağca                                                              &lt;br /&gt;- Devrimci ve Demokrat                                                            &lt;br /&gt;- İnkılap Mektupları                                                                  &lt;br /&gt;- 12 Eylül Adaleti                                                                    &lt;br /&gt;- Tarikat - Siyaset - Ticaret                                                       &lt;br /&gt; - 40'ların Cadı Kazanı                                                             &lt;br /&gt;   - Gazi Paşa'ya Suikast   &lt;br /&gt;- Sakıncalı Piyade&lt;br /&gt;- Büyüklerimiz&lt;br /&gt;- Söz Meclisten İçeri&lt;br /&gt;- Terörsüz Özgürlük&lt;br /&gt;- Liberal Çiftlik&lt;br /&gt;- Aybar ile Söyleşi&lt;br /&gt;- Rabıta&lt;br /&gt;- Bir Uzun Yürüyüş&lt;br /&gt;- Kazım Karabekir Anlatıyor&lt;br /&gt;- Kürt İslam Ayaklanması&lt;br /&gt;- Kürt Dosyası (Uğur Mumcu'nun Son Kitabı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-5614955674396320041?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/5614955674396320041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=5614955674396320041' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5614955674396320041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5614955674396320041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/uur-mumcu-eserleri.html' title='UĞUR MUMCU ESERLERİ'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4311041716641932775</id><published>2008-01-21T18:54:00.000+02:00</published><updated>2008-01-21T19:08:37.190+02:00</updated><title type='text'>...UĞUR MUMCU'YU ANIYORUZ...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Aslen Ankaralı olan Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942’de, babasının memuriyeti dolayısıyla Kırşehir'de, dünyaya geldi.  İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlayan Mumcu, öğrenimine Hukuk fakültesinde de devam etti. 1961 yılında baş1adığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1965 yılında tamamladı. Bir süre avukatlık yaptı; yabancı dil öğrenmek için İngiltere'ye gitti. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı. Yazmaya, üniversite öğrenciliği yıllarında, Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön Dergisinde başlayan Uğur Mumcu, 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "Ordu Uyanık Olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. Uğur Mumcu bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Ancak karar yargıtayca bozuldu ve serbest bırakıldı. Serbest bırakılmasının ardından askere alınan Mumcu Tuzla Piyade Okulu’nda 3 aylık eğitim den sonra “sakıncalı” ilan edilerek askerliğini er olarak tamamlamak üzere Ağrı Patnos’a gönderildi. Daha sonra açtığı davayı kazanan Mumcu yedek subaylık hakkını elde etti. "Evet, evet ne olursa olsun, ben Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem!" diyerek askerliğini Patnos’ta er olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. Yazıları 1962'den itibaren Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, KIM, Ortam, Yeni Ortam v.b. dergilerde yer alan Mumcu'nun, 1968-69-70 yıllarında Akşam, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde zaman zaman çeşitli konularda inceleme yazıları da yayımlandı. Köşe yazarlığına 1974 yılında haftalık Yeni Ortam dergisinde başladı. Daha sonra çalışmaya başladığı Anka Ajansında 1975 yılından itibaren Cumhuriyet'e de köşe yazıları yazdı. 1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. gözlem başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 6 Kasım 1991'de İlhan Selçuk ve yaklaşık 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü. Yaşamı boyunca 25 kitabı yayınlanan Mumcu çalışma yaşamı boyunca pek çok ödül aldı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu öldürüldü. Uğur Mumcu’nun yaşam serüveni şöyle özetlenebilir o “gazeteci”ydi.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4311041716641932775?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4311041716641932775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4311041716641932775' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4311041716641932775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4311041716641932775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/uur-mumcuyu-aniyoruz.html' title='...UĞUR MUMCU&apos;YU ANIYORUZ...'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-7258684691127103060</id><published>2008-01-17T17:48:00.000+02:00</published><updated>2008-01-17T17:54:54.870+02:00</updated><title type='text'>Teşekkür açıklaması</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ADD gençlik kollarının düzenlediği ve okulumuz ADK'sı olarak katıldığımız kitap kampanyası çerçevesinde okulumuzdan;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;2atlas,7yabancı dil sözlüğü,85test kitabı,4ansiklopedi,5defter,8kalem seti ve 122 çalışma dergisi toplanıp Atatürkçü Düşünce Derneği Lüleburgaz Şubesine gönderilmiştir.Kampanyada emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkürü bir borç biliriz.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; Atatürk gençliği olarak yaptığımız çalışmalar yüksek azim ve kararlılığımızla sürecektir.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;  &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE KULÜBÜ &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;   YÖN.KUR. BAŞKANI&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; DOĞACAN BAŞARAN&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-7258684691127103060?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/7258684691127103060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=7258684691127103060' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7258684691127103060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7258684691127103060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/teekkr-aklamas.html' title='Teşekkür açıklaması'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6281448578828942234</id><published>2008-01-09T18:01:00.000+02:00</published><updated>2008-01-09T18:03:46.718+02:00</updated><title type='text'>Okunmasını önerdiğimiz kitaplar</title><content type='html'>&lt;span&gt;Özel Trakya Lisesi Atatürkçü Düşünce Klubü 2008 yılı okunması önerilen kitaplar listesi; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;1.Nutuk-Mustafa Kemal Atatürk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 2.Hangi Atatürk-Atilla ilhan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 3.Şu Çılgın Türkler-Turgut Özakman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 4.İşgal ve Direniş-Hulki cevizoğlu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;5.Anmaktan Anlamaya Doğru Atatürk-İlknur Kalıpçı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;6.Yararya Tuz Bastım-Tuncay Özkan &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;7.Kürt-İslam Ayaklanması-Uğur Mumcu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 8.Ben Demokrat Değilim-Ahmet Taner Kışlalı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 9.Bitmeyen Oyun-Metin Aydoğan &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;10.Bye Bye Türkçe-Oktay Sinanoğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 11.Türkiye'nin B Planı-Anıl Çeçen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 12.Çankaya-Rıfkı Atay &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;13.Köy Enstitüleri-Alev Coşkun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 14.Yaralısın Türkiye-Enver Aysever&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt; 15.Hedef Türkiye-Oktay Sinanoğlu &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6281448578828942234?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6281448578828942234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6281448578828942234' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6281448578828942234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6281448578828942234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/okunmasn-nerdiimiz-kitaplar.html' title='Okunmasını önerdiğimiz kitaplar'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-2653503000209549323</id><published>2008-01-06T00:44:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:11.664+02:00</updated><title type='text'>Fazla Kalemin Var mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R4ALIW67R_I/AAAAAAAAADM/yxoGws0qtks/s1600-h/kampanya_afis2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152130211931441138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R4ALIW67R_I/AAAAAAAAADM/yxoGws0qtks/s400/kampanya_afis2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R4AIq267R-I/AAAAAAAAADE/JTrumOyahsU/s1600-h/kampanya_afis.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Bilgisunar: &lt;/em&gt;&lt;a href="http://www.addgenclik.org/"&gt;&lt;em&gt;www.addgenclik.org&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;E-posta : &lt;/em&gt;&lt;a href="mailto:bilgi@addgenclik.org"&gt;&lt;em&gt;bilgi@addgenclik.org&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="mailto:trakyadk@hotmail.com"&gt;&lt;em&gt;trakyadk@hotmail.com&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-2653503000209549323?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/2653503000209549323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=2653503000209549323' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2653503000209549323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2653503000209549323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2008/01/fazla-kalemin-var-m.html' title='Fazla Kalemin Var mı?'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R4ALIW67R_I/AAAAAAAAADM/yxoGws0qtks/s72-c/kampanya_afis2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-5731938096304489650</id><published>2007-12-29T02:07:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:11.777+02:00</updated><title type='text'>Kültür Antropoloğu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R3WQ4267R9I/AAAAAAAAAC8/b5FLEUPEeT4/s1600-h/Ata-7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149181055457773522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R3WQ4267R9I/AAAAAAAAAC8/b5FLEUPEeT4/s400/Ata-7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mustafa Kemal Atatürk: Prof.İlknur Güntürkün Kalıpçı - 08.02.2006 (3) 08/02/2006&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Dünya tarihi sadece bir sıfatı Mustafa Kemal’e vermiştir.Dünyada başka hiçbir liderin alamadığı bir sıfattır bu. Hangi sıfat mı? Ne dersiniz? Evet. Başöğretmen diyen var aranızda, hoşgörülü evet biliyorum hepsi gönlünüzden geçen sıfatları ATATÜRK’ün ama soruyorum sizlere bir insan doğumundan ölümüne kadar ya bir askerdir, ya bir devlet adamıdır ya çevrecidir ya tiyatrocudur ya sanatçıdır ya arkeologdur, bir şeydir. Ama bunların hepsi birden olabilen dünyadaki tek lider Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu için dünyada "kültür antropoloğu" sıfatı verilebilen tek lider Mustafa Kemal’dir.&lt;br /&gt;"Kültür Antropoloğu" nedir ne değildir, uzun uzun başınızı ağrıtmayacağım. Hadi gelin 5 Mayıs 1935, Ahlatlıbel'e gidelim. Ahlatlıbel Ankara yakınlarındaki kazıların başladığı yer biliyorsunuz. Bütün arkeoloji kazılarının yapılma emrini veren Mustafa Kemal, müzelerin açılma emrini veren de Mustafa Kemal. Ama bugünkülerde olduğu gibi açın, kazın, imza; öyle değil. Nasıl yetişmiş inanın, 25 yıllık araştırmacıyım hiç anlamadım. Bakıyorsunuz Efes kazıları başlıyor iki kere gidiyor, Konya'da Asar kazıları başlıyor başında, bir de bakıyorsunuz Ahlatlıbel kazıları başlamış başında, toprak alıyor, ölçüyor, biçiyor. "Ya ne yapıyor Mustafa Kemal?" diyorlar. Çankaya’ya gidiyor, Çankaya’da üç gün üç gece hiç uyumadan; uyumamak için alnına ıslak bezler koydurmuş, birilerini çağırıyor, telefonlar ediyor bir heyecan bir telaş. Üç gün sonra "gelin diyor Ahlatlıbel’e gidiyoruz". Hemen geliyor diyor ki "Arkeologlar toplanın".&lt;br /&gt;Biliyorsunuz başlarında en büyük arkeoloğumuz Zübeyir Koşar var. Bu Zübeyir Koşar’ın bire bir anısıdır. Toplanıyor ve diyor ki Mustafa Kemal heyecanla; "Kazdığınız yer yanlış, şurayı kazmanız gerekir". Yabancı arkeologlar "el insaf paşam, anladık iyi askersin iyi devlet adamısın ama yani bu işte bizim işimiz niye karışıyorsun" der gibi aralarında birkaç şey oluyor ama emir büyük yerden. Başlıyorlar Mustafa Kemal'in gösterdiği yeri kazmaya. Sonuç mu? Bütün bulgular ordan çıkacaktır. İnat uğruna, kendi ceplerinden öder ve kendi dedikleri yeri kazarlar hiçbir bulguya rastlamayacaklardır.&lt;br /&gt;Bunun üç gün sonrası, ATATÜRK Galip Arcan’ın yazdığı "Sırat Köprüsü" adlı piyese davetlidir. Davetiyede böyle yazar. Piyesin başında mutludur biraz sonra sinirlenmeye başlar, bir müddet sonra bitince "Bana Galip Arcan’ı çağarın!" der. Galip Arcan gelince "Bu piyesi siz mi yazdınız?" der. "Evet paşam ben yazdım". "Hayır, bu bir Flor Doranj adlı vodvilin aynen çevirisi, neden bunu belirtmediniz hakkınızda soruşturma açtırıyorum" diyecektir.&lt;br /&gt;Buna benzer pek çok anıyı da okuyunca ne dedim biliyor musunuz? Samimi konuşacağım inanın sizlerle. Dedim ki "Abe Atam,vodviline varıncaya kadar ne zaman okursun? Ne zaman aklında tutarsın?" Ve o sırada ne yaptım biliyor musunuz? Yirmi yıllık araştırmacıydım, ATATÜRK’le iddiaya girmek gibi, dedim "Senin başında durmadığın, ilerletmeye çalışmadığın bir alan bulmak benim boynumun borcu olsun".&lt;br /&gt;O sırada da "Sanat ve ATATÜRK" adlı araştırmamı yapıyorum; baktım resimde Türk tarihinde ilk resim sergisini o açıyor, heykelde dinin etkisini kaldırıyor ama karşıma yedinci sanat dalı geldi. Ne? Sinema. dedim "Herhalde burda iddiayı kazandım". Hey hat, baş yönetmen Cezmi Ar, başrolde Mustafa Kemal, film çekiyorlar. Ve Cezmi Ar Mustafa Kemal’e, tabi, Cumhurbaşkanı ya diyemiyor şöyle dur böyle dur diye, diğer oyunculara şiddetle bağırıyor. Atatürk "Gel Cezmi gel, burda başkomutan sensin. ben bu işi bilmem. Önemli olan işin iyi çıkması. Bana da aynı şiddet ve hiddetle bağıracaksın" der. Cezmi Ar hayatının son günlerinde "Ben bir daha asla öyle bir oyuncuyla çalışmadım" diyecektir.&lt;br /&gt;Yıl 1937, Münir Hayri Egeli'yle odalarına çekilirler. Çankaya’ da ne mi yaparlar? ATATÜRK bir film senaryosu yazmıştır, adını da koymuştur; "Ben bir İnkilap Çocuğuyum" dur adı. Kendi yazdığı film senaryosunu Münir Hayri Egeli çekecektir, ATATÜRK oynayacaktır. Ama yıl 1937' dir, ömrü vefa etmemiştir. Derim ki haydi filmciler bulun bu senaryoyu filme çekin; Pokemon'dan çok daha faydalı olacağına ben kesin gözüyle bakıyorum.&lt;br /&gt;Bu arada ATATÜRK’ün her şeyi iyi de ben iddiadan vazgeçtim, tamam dedim. Kesinlikle iddia falan yok artık, iddiayı Mustafa Kemal kazandı ama merak ediyorum nasıl yaptı diye. Asıl sır nerede? O sırada en büyük lider eleştirmeninin sözü geldi elime. Liderleri çok sıkı eleştiren bir eleştirmen diyor ki ATATÜRK için "Liderler içerisinde eleştiri acizliği yaşadığım tek lider Mustafa Kemal’dir. Çünkü bütün Rönesans, bütün reform, bütün aydınlanma çağı etkinlikleri bir adamın kafasında toplanmış, bir çağa sığan etkinlikler on yılda başarılmış, bu büyük bir mucizedir en büyük radikal Mustafa Kemal'dir". Bunu biz demiyoruz dünyanın en büyük lider eleştirmeni diyor.&lt;br /&gt;Peki, tamam laf iyi de diyorsunuz ki; laflar karın doyurmuyor. Esas sır nerde çok merak ediyorum. On yılda bir bakıyorsunuz kara tahtanın başında harf öğretiyor, bir bakıyorsunuz şapka giyiyor, bir bakıyorsunuz tiyatro eseri oynatıyor, yok efendim arkeolojik kazılara gidiyor, tren raylarının genleşme hesabını yapıyor, Ankara’daki caddelerin ne kadar mesafede olacağı konusunda şehirleşme planları yapıyor.&lt;br /&gt;On yılda bunların hepsi peki nasıl?&lt;br /&gt;Ben esas sırrı nerde buldum biliyor musunuz? Onun bir sözünde. Ama bu bence, ve dedim ki bu sözü okuyunca keşke şu karga kovalamasını kafalarımıza yerleştireceklerine şu sözünü yerleştirselerdi herhalde Türkiye çok farklı bir yerde olurdu şu anda. ATATÜRK diyor ki, "Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim bu gün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım." Esas sır bence burada. Çocukluğunda eline geçen iki kuruştan birini kitaplara verdiği için 35 yaşında general, 40 yaşında başkomutan, 42 yaşında cumhurbaşkanı, 46 yaşında - dünyada pek çok reformist var ama hiç biri dile dokunabilmeyi cesaret edememiştir - dile dokunabilen tek reformist Mustafa Kemal’dir. İşte bunu yapabilen ve 53 yaşında nutku yazan genç olarak tarihimize geçecektir Mustafa Kemal.&lt;br /&gt;Okumayla, ama nasıl okuma biliyor musunuz? Bildiğimiz gibi bir okuma değil. Sizi 1914 Anafartalar’a götürüyorum. Anafartalar’da savaşın bir dinlenme yerinde çadırınıza gelirsiniz postalları çıkarır rahatça dinlenmek istersiniz. Öyle bir şey yok. Macar Türkoloğu Nemet’in, Fransız Türkoloğu Devin’in Türkoloji albümleri duruyormuş. Açıyor onları okuyor Mustafa Kemal. Diyorlar ki "Niye bunları okuma gereği duyuyorsun?" Verdiği cevaba bakın. Onlara diyor ki; "Savaştan sonra bu dilin değişme ihtiyacı var onu tespite çalışıyorum".&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-5731938096304489650?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/5731938096304489650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=5731938096304489650' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5731938096304489650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/5731938096304489650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/kltr-antropolou.html' title='Kültür Antropoloğu'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R3WQ4267R9I/AAAAAAAAAC8/b5FLEUPEeT4/s72-c/Ata-7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-3662233927379496376</id><published>2007-12-15T11:50:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:11.934+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R3VNsm67R8I/AAAAAAAAAC0/nGCTDTacDM4/s1600-h/atauniform20ig1xjfw05yl.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149107177725315010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R3VNsm67R8I/AAAAAAAAAC0/nGCTDTacDM4/s400/atauniform20ig1xjfw05yl.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK (KEMALİZM);&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Türk Milleti'nin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve ilmin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacıyla temel esasları yine Atatürk tarafından belirtilen devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel müesseselerine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere &lt;strong&gt;ATATÜRKÇÜLÜK&lt;/strong&gt; denir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; emperyalizmin düşmanıdır, anti - emperyalisttir. Tam bağımsız Türkiye'den yanadır. Özgürlükçüdür. İnsan Hakları savunucusudur. Hertürlü terörün karşısındadır. Yobazların, Vurguncuların, Çıkarcıların düşmanıdır...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK&lt;/span&gt;;&lt;/strong&gt; yirminci yüzyılın yüz akı, ulusal direnişlerin temelindeki "tam bağımsızlık" harcıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AT&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATÜRKÇÜLÜK;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;ulusal bağımsızlık demektir, ulusal kurtuluş demektir, antiemperyalist bilinç demektir!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; aşırı sağa ve aşırı sola ödün vermeyen, kişi haysiyet ve onuruna inanan, ulusal, akılcı ve insancıl bir görüştür.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Atatürk'ü bütün yönleriyle ve eserleriyle tanımak, sevmek, benimsemek, tanıtmaya ve sevdirmeye çalışmaktır. Başka bir ifadeyle Atatürk'ün ideolojisini, ülkü ve eserlerini eksiksiz öğrenip tam olarak gerçekleştirmek, yüceltmek ve aynı yoldan Türk Ulusu'nu Çağdaş Uygarlık Düzeyine ulaştırmak için bütün gücümüzle çalışmaktır, diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; siyasi bir öğreti değil, bir dünya görüşüdür. Türkiye'nin ve Türk Ulusu'nun gerçeklerine, gereksinimlerine ve yeteneklerine en uygun gelen, denenmiş başarılı sonuçları alınan bir öğretidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; herhangi bir yabancı siyasal akım ya da ideoloji ile açıklanamaz. Atatürkçülük, Türk halkının ve Türk yurdunun tabiatından, tarihinden doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk Milleti'nin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, herşeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır. Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ATATÜRKÇÜLÜK;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; "halkçılık", "laiklik", "cumhuriyetçilik", "devrimcilik", "devletçilik" ve "milliyetçilik" olmanın ötesinde, değişen nesnel koşullar karşısında, bu ilkeler çerçevesinde sürekli tutumlar takınmaktır. Atatürkçülük, kesinlikle salt ileriye açık bir ideolojidir. Atatürkçülüğü yorumlarken bazı farklı noktalara varılabilmesi olasıdır. Ancak Atatürkçülük'te olmayan şey; "tutuculuk" ve "statükoculuk"tur. Atatürk'ün düşünceleri nesilden nesile aktarılacak bir put değil; yönlendirici bir dünya görüşü ve dünyanın dinamik bir yorumudur.Acaba günümüz "Atatürkçü"lerinden kaç tanesi 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'i Samsun'da karşılamaya giderdi? Kaç tanesi O'nun peşinden Ankara'ya gelirdi? Ve acaba kaç tanesi Galata Köprüsü'nde müttefiklere alkış tutardı?...&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;"Yöneticilerin kişilikleri çoğu kez, siyasal düzenin niteliğine bağlıdır. Eğer bir toplum, ulusal kurtuluş savaşı yaşamışsa, bu toplumda yöneticilerin kişilikleri ulusal kurtuluş hamuru ile yoğrulmuş demektir. Bu kişilikler ulusal bilince dayanır. Her eylem, her davranış, bu ulusal bilinç ile şekillenir. Mustafa Kemal, bu tür kişilerin örneğidir. Mustafa Kemal'i Atatürk yapan bu ulusal onur ve bu ulusal bilinçtir. Bunun içindir ki, Mustafa Kemalcilik ulusal onur, Atatürkçülük ise ulusal bilinç demektir." ( Uğur MUMCU - Devrim, 16 Şubat 1971 )&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-3662233927379496376?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/3662233927379496376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=3662233927379496376' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3662233927379496376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/3662233927379496376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/atatrklk-kemalizm-trk-milletinin-bugn.html' title=''/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R3VNsm67R8I/AAAAAAAAAC0/nGCTDTacDM4/s72-c/atauniform20ig1xjfw05yl.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-8909548960773300645</id><published>2007-12-15T11:37:00.000+02:00</published><updated>2007-12-15T11:43:02.245+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;  &lt;span style="font-size:130%;"&gt;BEN ATATÜRKÇÜYÜM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                                      BEN CUMHURİYETÇİYİM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                                                BEN LAİKİM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                                   BEN ANTİ-EMPERYALİSTİM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                     BEN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE'DEN YANAYIM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                                       BEN ÖZGÜRLÜKÇÜYÜM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                          BEN İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSUYUM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                                 BEN TERÖRÜN KARŞISINDAYIM.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                BEN YOBAZLARIN, VURGUNCULARIN,ÇIKARCILARIN,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                                                             DÜŞMANIYIM!..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;              &lt;span style="font-size:180%;"&gt;   uğur mumcu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-8909548960773300645?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/8909548960773300645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=8909548960773300645' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8909548960773300645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8909548960773300645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/ben-atatrkym.html' title=''/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6255352067431597217</id><published>2007-12-15T02:39:00.001+02:00</published><updated>2007-12-15T02:39:44.615+02:00</updated><title type='text'>Görevimizin bilincindeyiz</title><content type='html'>GENÇLİĞİN ATATÜRK'E CEVABI&lt;br /&gt;         Ey Büyük Ata,        Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.&lt;br /&gt;        Ey Türk'ün büyük Ata'sı !        İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.&lt;br /&gt;        Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.&lt;br /&gt;Türk Gençliği&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6255352067431597217?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6255352067431597217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6255352067431597217' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6255352067431597217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6255352067431597217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/grevimizin-bilincindeyiz.html' title='Görevimizin bilincindeyiz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-6919802843239376625</id><published>2007-12-15T01:21:00.001+02:00</published><updated>2007-12-15T01:26:26.918+02:00</updated><title type='text'>tabelalar TÜRKÇE olsun</title><content type='html'>KARAMANOĞLU MEHMET BEYİ ARIYORUM GÖRENİNİZ BİLENİNİZ VAR MI? Göreniniz,bileniniz,duyanınız varmı?Bir ferman yayımlamıştı;Bu günden sonra divanda,dergâhta,bargâhta,mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya diye,Hatırlayanınız varmı?Dolanın yurdun dört bir yanını,Çarşıyı,pazarı köyü, şehri Fermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı? Tanıtımın demo, sunucunun spiker, Gösteri adamının showman olduğuna şaşıranınız var mı? Bakkalın market, torbasının poşet, Mağazanın süper market, Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı? İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard, Bilgi alışının birifing, merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı? Korumanın, muhafızın body-guard, Sanat ve meslek pirlerinin, duayen, İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı? Merkezin center, Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria, Sergi yerlerimizi center room, show room diye gezeniniz var mı? Yol üstü lokantamızın fast-food, Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde, Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı? Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, Vurguncunun spekülatör,eşkiyanın mafya,Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz varmı?Mesireyi,kır gezintisini picnic, Hava yastığını air-bag, Pekâlayı,oluru okey diye söyleyeniniz varmı?Çarpıcı,önemli haberler flash haber,Yaşa,varol sevinçleri, oley oley,Yıldızları star diye seyredeniniz varmı? Vırvırık dağının tepesindeki köyde, Cafeshow levhasının altında, Acının da acısı, nes kafe içeniniz var mı?Toprağımızı,bayrağımızı,inancımızı çaldırmayalım derken,Dilimizin çalındığını, talan edildiğini, Özün,el diline özendiğine içi yananınız varmı?Masallarımızı, tekerlemelerimizi,atasözlerimizi unuttuk, Şarkılarımızı,türkülerimizi,ninnilerimizi kaybettik.Türkçemiz elden gidiyor,dizini döveniniz var mı?Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum,Göreniniz varmı?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-6919802843239376625?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/6919802843239376625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=6919802843239376625' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6919802843239376625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/6919802843239376625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/tabelalar-trke-olsun.html' title='tabelalar TÜRKÇE olsun'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-8436407359710115895</id><published>2007-12-15T01:16:00.000+02:00</published><updated>2007-12-15T01:17:19.183+02:00</updated><title type='text'>ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ</title><content type='html'>Gençliğe Hitabe&lt;br /&gt;&lt;a title="PDF" onclick="window.open('http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;do_pdf=1&amp;amp;id=57','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;do_pdf=1&amp;amp;id=57" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Yazdır" onclick="window.open('http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=57&amp;amp;pop=1&amp;amp;page=0&amp;amp;Itemid=60','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=57&amp;amp;pop=1&amp;amp;page=0&amp;amp;Itemid=60" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="E-posta" onclick="window.open('http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=emailform&amp;amp;id=57&amp;amp;itemid=60','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=400,height=250,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=emailform&amp;amp;id=57&amp;amp;itemid=60" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.&lt;br /&gt;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Türk İstikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           20 Ekim 1927&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-8436407359710115895?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/8436407359710115895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=8436407359710115895' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8436407359710115895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/8436407359710115895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/atatrkn-genlie-hitabesi.html' title='ATATÜRK&apos;ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4568058901037584914</id><published>2007-12-14T19:22:00.000+02:00</published><updated>2007-12-14T19:36:33.753+02:00</updated><title type='text'>Atatürk'e göre ilkeleri</title><content type='html'>ATATÜRK'ÜN KENDİ İFADESİYLE İLKELERİNİN TANIMI I.TEMEL İLKELER &lt;strong&gt;1. Cumhuriyetçilik:&lt;/strong&gt; Türk milletinin karakter ve âdetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924) Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933) Cumhuriyet, yüksek ahlâkî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.... (1925) Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilâtıdır ki, onun adı Cumhuriyet'tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;2. Milliyetçilik:&lt;/strong&gt; Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir. (1930) Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir soyun evlâtları ve hep aynı cevherin damarlarıdır. (1932) Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Halkçılık: &lt;/strong&gt;İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamız ile tespit edilmiştir. (1921) Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir. (1921) Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923)&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;4. Devletçilik: &lt;/strong&gt;Devletçiliğin bizce anlamı şudur: Kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsî faaliyetlerini esas tutmak; fakat büyük bir milletin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936) Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930) Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir. (1937)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 5. Lâiklik:&lt;/strong&gt; Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930) Lâiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. (1930) Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. Devrimcilik:&lt;/strong&gt; Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların, (devrimlerin) gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925) Biz büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925) IL BÜTÜNLEYİCİ İLKELER:&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;1. Millî Egemenlik:&lt;/strong&gt; Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu millî egemenliktir. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. (1923) Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla millî egemenliği sağlamış bulunması ile devamlılık kazanır. Bundan dolayı; hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir. (1923)&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;2. Millî Bağımsızlık:&lt;/strong&gt; Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasî, malî, İktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam seferberlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921) Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O, ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır. (1923)&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;3. Millî Birlik ve Beraberlik:&lt;/strong&gt; Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919) Biz millî varlığın temelini,millî şuurda ve millî birlikte görnıekteyiz.(1936) Toplu bir milleti istilâ etmek, daima dağınık bir milleti istilâ etmek gibi kolay değildir. (1919)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 4. Yurtta Barış Dünyada Barış:&lt;/strong&gt; Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931) Türkiye Cumhuriyeti'nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakkisinde en esaslı âmil olsa gerektir. (1933) Sulh, milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;5. Çağdaşlaşma:&lt;/strong&gt; Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925) Biz Batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;6. Bilimsellik ve Akılcılık: &lt;/strong&gt;a) Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924) Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. (1933)b) Akılcılık : Bizim; akıl, mantık, zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliği-mizdir. (1925) Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7. İnsan ve İnsanlık Sevgisi:&lt;/strong&gt; İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931) Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1936)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4568058901037584914?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4568058901037584914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4568058901037584914' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4568058901037584914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4568058901037584914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/atatrke-gre-ilkeleri.html' title='Atatürk&apos;e göre ilkeleri'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4885261922508986868</id><published>2007-12-14T19:11:00.000+02:00</published><updated>2007-12-28T21:33:10.935+02:00</updated><title type='text'>BURSA NUTKU</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bursa Nutku&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="PDF" onclick="window.open('http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;do_pdf=1&amp;amp;id=58','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;do_pdf=1&amp;amp;id=58" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Yazdır" onclick="window.open('http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=58&amp;amp;pop=1&amp;amp;page=0&amp;amp;Itemid=61','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=58&amp;amp;pop=1&amp;amp;page=0&amp;amp;Itemid=61" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="E-posta" onclick="window.open('http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=emailform&amp;amp;id=58&amp;amp;itemid=61','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=400,height=250,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.add.org.tr/index2.php?option=com_content&amp;amp;task=emailform&amp;amp;id=58&amp;amp;itemid=61" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.&lt;br /&gt;Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”&lt;br /&gt;Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”&lt;br /&gt;İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4885261922508986868?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4885261922508986868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4885261922508986868' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4885261922508986868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4885261922508986868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/12/bursa-nutku.html' title='BURSA NUTKU'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-2757395073750210872</id><published>2007-11-24T10:20:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:12.239+02:00</updated><title type='text'>Öğretmenlerimiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R0fgM5tMeKI/AAAAAAAAACs/6DefiH2tzc0/s1600-h/ders_izliyor_jpg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5136320412292774050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R0fgM5tMeKI/AAAAAAAAACs/6DefiH2tzc0/s400/ders_izliyor_jpg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Bursa Şark Tiyatrosu salonu İstanbul’dan gelen kadın ve erkek öğretmenlerle doluydu.Karışık oturuyorlardı.Kadınların çoğunluğu sıkma başlıydı,erkekler kalpaklı.Ön sırada Fevzi Paşa,İsmet Paşa,Yakup Şevki Paşa ve Kazım Karabekir Paşa ile yaşlıca öğretmenler oturuyorlardı.M.Kemal Paşa şiddetli alkışlar,”yaşa” sesleri arasında sahnedeki kürsüye çıktı,alkışların bitmesini bekledi.Sivil giyinmişti:“Öğretmen hanımlar,öğretmen beyler!Bugün çok güzel bir gün.İstanbul’dan kalkıp buraya geldiğiniz için güzel.Hepinizi kendim ve silah arkadaşlarım adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.Bugün barış görüşmeleri için Lozan’a davet edildik…”Alkışlar yükseldi.“…Refet Paşa ve küçük bir birliğimiz,Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ve onun gazi ordusunu temsilen İstanbul’lar..”Alkışlar şiddetlendi.“…Ve Lloyd George,Başbakanlıktan istifa etti…”Salonu titreten alkışlara, “güle güle” sesleri de karıştı. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Hanımlar,beyler!Bu noktaya kolay gelmedik.Öğretmenlerimiz,şairlerimiz,yazarlarımız,uğradığımız felaketin bir daha yaşanmaması için o kara günlerin sebeplerini,nasıl kan ve gözyaşı dökerek kurtulduğumuzu,en doğru,en güzel şekilde anlatacaklardır.Bu vesile ile şehitleri tazimle yadedelim.Kurtuluşa emek vermiş asker sivil, kadın erkek,şehirli köylü,genç yaşlı herkesi minnetle selamlıyorum.Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim.Dünyanın hiçbir kadını,’ben vatanımı kurtarmak için Türk kadınından daha fazla çalıştım’ diyemez…”Öğretmenler yürekten alkışlıyordu.komutanlar ürperdiler.Anadolu kadınları olmasaydı bu zafer acaba kazanılabilir miydi?“&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;…&lt;/em&gt;&lt;em&gt;Ama bilelim ki bugün ulaştığımız nokta gerçek kurtuluş noktası değildir.Kurtuluşa ancak uygar,çağdaş,bilime,fenne,insanlığa saygılı,istiklalin değerini ve şerefini bilen,hurafelerden arınmış,aklı ve vicdanı hür bir toplum olduğumuz zaman ulaşabiliriz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer,sadece eğitim ordusunun zaferi için zemin hazırlamıştır.Gerçek zaferi,cahilliği yenerek siz kazanacaksınız,siz koruyacaksınız.Çocuklarımızı ve geleceğimizi ellerinize teslim ediyoruz.Çünkü aklınıza ve vicdanınıza güveniyoruz!”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Öğretmenler Gazi M.Kemal Paşa’nın ellerini öpmek için kürsünün önüne aktılar…&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;TÜM ÖĞRETMENLERİMİZİN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ...&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-2757395073750210872?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/2757395073750210872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=2757395073750210872' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2757395073750210872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/2757395073750210872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/11/retmenlerimiz.html' title='Öğretmenlerimiz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/R0fgM5tMeKI/AAAAAAAAACs/6DefiH2tzc0/s72-c/ders_izliyor_jpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-1551618572898412392</id><published>2007-11-09T19:25:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:12.382+02:00</updated><title type='text'>Ne Anlamı Var!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RzSZzhoP6BI/AAAAAAAAACk/RPkqibT-pI4/s1600-h/intro_Layer-2.gif"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130894985961400338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RzSZzhoP6BI/AAAAAAAAACk/RPkqibT-pI4/s400/intro_Layer-2.gif" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;10 Kasımlar neden anılır anlamıyorum&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bir bedende hayat durdu diye &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bedenle ölür mü sandınız fikirler&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Devrimler var Atatürk’ten hediye&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Eğer sahip çıkılmayacaksa devrimlere &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne değeri var 10 Kasım’ları anmanın&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Yaşamayacaksa Atatürk fikirleri&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne faydası var 10 Kasım’larda yanmanın&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Eğer koruyamamışsak Cumhuriyeti&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kullandırmışsak laikliği düzenbazlara&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Eğer kaybetmişsek bağımsızlığımızı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ve hala muhtaçsak yabanın yardımına &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ve hala utanmıyorsak dilenmeye&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne faydası var 10 Kasımları anmanın&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne faydası var&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Eğer unutmuşsak nutukta söyleneni&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ve hala göz yumuyorsak içerdeki hainlere&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne faydası var Salya sümük ağlamanın&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne faydası var &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Cehennem ateşinde yanmanın &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne anlamı var 10 Kasım’ları anmanın &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;kötü fikirler dolaşıyorsa Atatürk devrimleri yerine &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ve aldırmıyorsak Cumhuriyete atılan kurşunlara&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Gömmüşsek özgürlüğü derine &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne anlamı var 10 Kasımları anmanın &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne anlamı var!!!&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-1551618572898412392?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/1551618572898412392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=1551618572898412392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/1551618572898412392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/1551618572898412392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/11/ne-anlam-var.html' title='Ne Anlamı Var!!'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RzSZzhoP6BI/AAAAAAAAACk/RPkqibT-pI4/s72-c/intro_Layer-2.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-489385119868925898</id><published>2007-10-28T18:58:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T07:20:12.564+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhuriyet'/><title type='text'>Cumhuriyetimiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RyTImiO9m3I/AAAAAAAAACc/1IoRej_LkK8/s1600-h/cumhuriyet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126442840204614514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RyTImiO9m3I/AAAAAAAAACc/1IoRej_LkK8/s400/cumhuriyet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Türkiye Cumhuriyeti , cihanda işgal ettiği mevkiye layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir . Türkiye Cumhuriyeti , mesut .muvaffak ve muzaffer olacaktır!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanlığına seçilen Atatürk'ün ilk sözleri bunlar olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetin ilanından bir gün önce Çankaya'da verdiği yemekte ise şöyle demişti Mustafa Kemal;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemektekiler şaşırmamıştı. Zaten bunu beklemekteydiler. Cumhuriyet Atatürk'ün karakterinde vardı. Daha fazla beklemenin lüzumu kalmamıştı. Bu yaşam tarzı halkınında karakterine işlemeliydi. Bu halk yüzyıllardır bir kişi tarafından yönetilmekten sıkılmıştı. Türk halkı, özgürlüğe susamıştı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır ilkokul kitaplarında anlatılıyor;" Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesidir."&lt;br /&gt;Cumhuriyet sadece bir rejimmiş gibi ezberletiliyor. Böyle klişelerle olmuyor bu iş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Cumhuriyet Bayramı!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutlu Olsun!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilenler bilmeyenlere anlatsın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Cumhuriyet bu halka kendi kendini yönetmeyi değil, insan olmayı öğretmiştir&lt;/em&gt;!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-489385119868925898?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/489385119868925898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=489385119868925898' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/489385119868925898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/489385119868925898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/10/cumhuriyetimiz.html' title='Cumhuriyetimiz'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RyTImiO9m3I/AAAAAAAAACc/1IoRej_LkK8/s72-c/cumhuriyet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-4870173141539894490</id><published>2007-10-22T17:19:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:12.694+02:00</updated><title type='text'>Yastayız...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rxyzrg0rtcI/AAAAAAAAACU/ZZnLOHlGwe8/s1600-h/00008890.jpg"&gt;&lt;em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5124168036167431618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rxyzrg0rtcI/AAAAAAAAACU/ZZnLOHlGwe8/s400/00008890.jpg" border="0" /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;Şehit askerler: Piyade asteğmen Mehmet Bozkuş (üst, sol), Astsubay Soner Ozübek (üst, sol 2), Uzman Çavuş Mustafa Uysal (üst, sol 3), Çavuş Selçuk Gürdal (üst, sağ), Erler Lokman Eker (orta, sol), Yavuz Öztürk (orta, sol 2), Zekeriya Yatı (Orta, sol 3), Abdurrahman Doğan (orta, sağ), Tarık Emeket (alt, sol), Vedat Kutluca (alt, sol 2), Samet Saraç (alt, sol 3) ve Mehmet Gucuk (Alt, sağ).&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;pkk terör örgütünün haince saldırısı sonucu ne acı ki 12 kahraman askerimiz daha şehit düşmüştür. Vatanımızı korurken canlarını veren bu kahraman askerler ve de tüm şehitlerimiz için yas tutuyoruz....&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-4870173141539894490?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/4870173141539894490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=4870173141539894490' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4870173141539894490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/4870173141539894490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/10/yastayz.html' title='Yastayız...'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rxyzrg0rtcI/AAAAAAAAACU/ZZnLOHlGwe8/s72-c/00008890.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-7349050734201344287</id><published>2007-10-15T23:30:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:12.829+02:00</updated><title type='text'>Cumhurun Eğitimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RxPOvQ0rtbI/AAAAAAAAACM/Ok02RNNKZEk/s1600-h/basogretmen.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121664512615495090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RxPOvQ0rtbI/AAAAAAAAACM/Ok02RNNKZEk/s400/basogretmen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulduğunda, kuranlar ve yönetenler Osmanlı devletinde yetişmiş ve eğitim almış kişilerdi. Osmanlının yükseliş ve çöküş devirlerini biliyorlardı. Osmalıyı yıkan cehalet ve bilgisizlıkti. Yeni kurulan Türkiye cumhuriyeti ilelebet yaşamalıydı. Önce cehaletten kurtulmalıydı halk. Bu görev öğretmenlere verildi. Atatürk şöyle dedi ''eğitimdir ki, bir ulusu ya özgür, bağımsız şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır, ya da bir ulusu köleliğe, yoksulluğa düşürür. Evet cumhuriyeti, demokrasiyi yaşamamış eğitimimize bağlı. Bilmeden yaşayamayız, bilmek eğitim ile mümkündür.&lt;br /&gt;Çağımız bilgi çağı, okumak, öğrenmek, bildiklerimizle fikir üretip uygulamaya koymak zorundayız. Atatürk Cumhuriyeti gençliğe emanet etti, korumak, onu yüceltmek, çağın önünde var edebilmek Türk gençliğinin görevidir. Artık herkes kendine düşen görevi yerine getirmeli.&lt;br /&gt;Gençliği, hedefe ulaştıracak bilgi ve donanımla yetişmeleri için ''yeni gençleri, cumhuriyetin fedakar öğretmenleri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır'' cümlesini Atatürk öğretmenlere söylemiş eğitimin gidişatını ülkenin gidişatı olarak ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;Bu yıl cumhuriyeti farklı kutlayalım; başarılarımız, kitap okuma oranındaki artış, buluşlarımız, okuryazar oranımızdaki artış ... vs Bunları ortaya koyalım.&lt;br /&gt;Cumhuriyeti değil cumhuriyetin getirdiklerini kutlayalım. Özgürlüğümüzü, eğitimi istediğimiz biçimde yapabilmemizi;&lt;br /&gt;Halkın istediğini seçebilmesini, istediği yere gitmesini kutlayalım.&lt;br /&gt;Eğitim alırsak gerçekleri görebilecek ve söyleyebilecek imkânları kutlayalım.&lt;br /&gt;Cumhuriyeti daha iyi kutlamak için okumak, okumak, okumak...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-7349050734201344287?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/7349050734201344287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=7349050734201344287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7349050734201344287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7349050734201344287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/10/cumhurun-eitimi.html' title='Cumhurun Eğitimi'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/RxPOvQ0rtbI/AAAAAAAAACM/Ok02RNNKZEk/s72-c/basogretmen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-256124434483845302</id><published>2007-09-30T14:26:00.001+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:12.975+02:00</updated><title type='text'>Büyük Olmak İçin!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv-IO6vC4JI/AAAAAAAAACE/rW3gAm5LH8s/s1600-h/6697_8082.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5115957491582296210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv-IO6vC4JI/AAAAAAAAACE/rW3gAm5LH8s/s400/6697_8082.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;"Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin: Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin." &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;M.Kemal ATATÜRK&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-256124434483845302?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/256124434483845302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/256124434483845302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/09/byk-olmak-iin.html' title='Büyük Olmak İçin!!'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv-IO6vC4JI/AAAAAAAAACE/rW3gAm5LH8s/s72-c/6697_8082.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-720097941040280742</id><published>2007-09-30T13:19:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:13.030+02:00</updated><title type='text'>Ata'nın İlk Baş Kaldırışı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv95cqvC4II/AAAAAAAAAB8/nSxp65ANslc/s1600-h/ataturk+s.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5115941235131080834" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv95cqvC4II/AAAAAAAAAB8/nSxp65ANslc/s400/ataturk+s.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Atatürk, oldu olası Arapça derslerinden, yere bağdaş kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazı yazmaktan hiç memnun değildi.Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin ağrıdığı bir gün ayağa kalkarak dersi ayakta dinlemeye başladı.Fakat bu seferde hocası bundan memnun olmamıştı ve Atatürk´e yerine oturmasını söyledi.Atatürk ise dizlerinin ağrıdığını ve oturamayacağını söyledi. Bunun üzerine hocası sinirlenip, deliler gibi haykırarak ;"Neee bana karşımı geliyorsun " dedi. Atatürk bunun üzerine ;"Evet karşı geliyorum" dedi.Tam bu anda diğer bütün çocuklarda ayağa kalkıp ;"Evet karşı geliyoruz" diyerek aynı sözleri tekrarlayınca,hoca ne yapacağını şaşırarak onlarla uzlaşmak zorunda kalmıştı. Bu onun ilk baş kaldırışıydı. Liderlik vasfının ve kitleleri peşinden sürükleyen karizmasının ilk ortaya çıkışıydı. Dünyaya baş kaldırışının başlangıcıydı!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-720097941040280742?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://trakyadk.blogspot.com/feeds/720097941040280742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5518833503699567245&amp;postID=720097941040280742' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/720097941040280742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/720097941040280742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/09/atann-ilk-ba-kaldr.html' title='Ata&apos;nın İlk Baş Kaldırışı'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv95cqvC4II/AAAAAAAAAB8/nSxp65ANslc/s72-c/ataturk+s.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5518833503699567245.post-7956866110777348793</id><published>2007-09-29T22:22:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T07:20:13.124+02:00</updated><title type='text'>Bunları Biliyormuydunuz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv6uAavC4HI/AAAAAAAAAB0/ahQUGnPKTNM/s1600-h/Img008_ataturk_00010009.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5115717548939337842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv6uAavC4HI/AAAAAAAAAB0/ahQUGnPKTNM/s400/Img008_ataturk_00010009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasını bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Bir röportajda "Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulur, Atatürk: "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz". BM yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke biz oluruz.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Yıl 1938, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi.Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynenşöyle der: "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmekiçin neler vermezdim"&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Yıl 2000, ABD Başkanı`nın milenyum mesajından bir alıntı : "Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk' tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir"&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`den alıntı: "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir"&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimiz var. Ama dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üstteğmen Kara Fatma.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Atatürk çiçeği`nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada buisimle üretilip satıldığını,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;`Mimber` adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini, &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezar taşına yazılmasını istediği metni bırakmıştır. Diyor ki: "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;"Yıl 2005, Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`unönerisi "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk' ü örnek alsın yeter dediğini,&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;BİLİYORMUYDUNUZ?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------- &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler.Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı çalar, yaveri açar.Yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri: -"ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der. -"Ya çocuklar kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz.Kolumu yastık yaptım ağrıdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, bende uyumadım kalktım" der. Yaveri; "Aman paşam !Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik" der.Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunları.&gt; Tarihi bir cevap derki: -"Geç farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz.Hiçbirinize kıyamadım.Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5518833503699567245-7956866110777348793?l=trakyadk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7956866110777348793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5518833503699567245/posts/default/7956866110777348793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://trakyadk.blogspot.com/2007/09/tm-dnyann-nnde-eildii-adam-m-kemal.html' title='Bunları Biliyormuydunuz?'/><author><name>Trakya Koleji Atatürkçü Düşünce Kulübü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17654537572049997135</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_yUTKCpHVETQ/Rv6uAavC4HI/AAAAAAAAAB0/ahQUGnPKTNM/s72-c/Img008_ataturk_00010009.jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
